MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/09/2011 tarih ve 2011/30-2011/317 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "..." ibaresinin 8. ve 21. sınıf emtiada marka olarak tescili için davalı kuruma başvurduğunu, müvekkilinin 8. sınıf emtilar bakımından başvuruya yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markanın ilk sahibinin dava dışı ... olup, koruma süresi dolduktan bir kaç ay sonra markanın kullanım hakkının müvekkiline devretiğini, müvekkilinin bu tarihten itibaren markasal kullanımla ibare üzerinde öncelik hakkı elde ettiğini, esasen müvekkilinin davalının başvurusundan önce de aynı ibare için marka başvurusunda bulunduğunu, ancak son aşamasında gerekli ücretler yatırılamadığından tescil olunmadığını, davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 24.11.2010 tarih ve 2010-M-4241 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde davalının markasının 8. sınıf emtialar bakımından hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurumca alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.
Davalı ..., davacının dayandığı protokoldeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak protokolün dava dışı şirketin makine ve techizatının satımına ilişkin olup, "... Marka ve Patent Satış Sözleşmesi" ibaresinin sonradan eklendiğini, kaldı ki protokolün ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/122 sayılı kararı ile iptal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, işareti ihdas eden ve tanıtanın davacı olmadığı, davacının öncelik hakkını dayandırdığı protokolün bizzat kendisi tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada iptal edildiği, işbu davada aynı protokole dayanılmasının çelişkili ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, kaldı ki söz konusu protokolde belli bir markanın devredildiğinden de söz edilmediği, öte yandan protokol tarihi ile davalının başvurusu arasında işaretin kullanılarak üretim ve şatış yapıldığının ispatlanamadığı, salt bu işareti kullanarak fuara katılmış olmasının da davacıya üstün hak sağlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy