MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2012 tarih ve 2010/45-2012/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nın 3494 sayılı Kanunla değişik 348/1. maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanımış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere ...’ye yaptığı başvuruya müvekkilinin yaptığı itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, başvurunun esas unsurunun ... ibaresi olduğunu ve vasat seviyedeki tüketiciler nezdinde müvekkilinin önceden tescilli ... esas unsurlu ve seri markaları ile iltibas yaratacağını, markaların görsel, işitsel ve bıraktığı umumi intiba bakımından çok yakın benzerlik içinde bulunduğunu ileri sürerek, 2009-M-5803 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde 2008/21931 sayılı davalı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı başvurusu ile davacıya ait markaların tüketicinin belleğinde bıraktığı görsel, şekilsel ve anlamsal izlenim ile telaffuzun tamamen farklı olduğunu benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin çay imalat, paketleme ve pazarlamasıyla uğraştığını ve ... markasını 05.05.1995 tarihinde tescil ettirdiğini ve tescil tarihinden itibaren markayı aralıksız kullandığını, bu sebeplerle müvekkili markasının iltibas oluşturduğundan ve davalının kötüniyetinden bahsedilemeyeceğini, dava konusu markaların görünüş, anlam, telaffuz bakımından tamamen farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 1995 başvuru tarihli "..." markasını ticaret “çay” emtiasında tescil tarihinden itibaren markasal olarak aralıksız kullandığı, ancak 2005 yılında markanın yenilenmediği,
yine değişik tarihlerde ... markasının tescili için ...’ye 2000/12935, 2000/12936, 2000/12956, 2006/34475 sayılar ile başvuru yaptığı, markaların tesciline karar verildiği ancak tescil harçları yatırılamadığı için belgelerinin alınamadığı ve son olarak davaya konu marka müracaatında bulunulduğu, davalının çekişme konusu "..." ibaresini aynı zamanda çay ve şeker mallarında Aralık 1998 – Aralık 2009 döneminde kesintisiz ve eylemli olarak kullandığı, dolayısıyla davalının ... markasını davacıdan daha önce, tescilli olarak sonrasında tescilsiz olarak fiilen kullandığı, bu dönemde her iki markanın da çekişmesiz olarak piyasada birlikte var olduğu, tüm bu koşullar birlikte değerlendirildiğinde, davacının "..." ibareli markalarının özellikle "içme suyu/kaynak suyu" emtiasında belirli bir kullanım yoğunluğu ve ayırt ediciliğe ulaşmış olmakla beraber, davalının da "..." ibaresini özellikle "Çay" emtiasında uzun süreli olarak kullandığı, tüketicinin "..." ve "..." markalarının ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, esasen bunun taraflar arasında uzun süredir birlikte piyasada bulunan bu mallar nedeniyle bir uyuşmazlık doğmaması vakıası ile de tutarlı bulunduğu, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında markaların piyasada birlikte var olmasının iltibas yaratmayacağı, davalı başvurusunda farklı mal/hizmet bulunmadığından KHK'nın 8/4 hükmünün somut olayda uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.