MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2011 tarih ve 2011/51-2011/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket bünyesinde sağlık sigortası bulunan, isimleriyle hangi sağlık kuruluşunda tedavi olduklarına ilişkin listesi dilekçe ekinde bulunan sigortalıların, 01/07/2008, 31/12/2008 döneminde sağlık durumlarının aciliyeti nedeniyle çeşitli hastanelere başvurduklarını ve tedavi altına alındıklarını, sigortalıların bu hastanelerde gördükleri tedavi nedeniyle ödenen toplam 2.029.853,83-TL'nin BUT tutarı olan 337.453,26-TL' sinin bu sigortalılar adına müvekkili şirket tarafından ilgili sağlık kuruluşlarına ödendiğini, 5510 sayılı Kanun' un 63. ve 5754 sayılı kanunla değişik 73. maddesi ve Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği' nin 53. maddesi uyarınca davalı kurumun adı geçen müvekkil şirket sigortalılarının acil tedavilerine ilişkin sağlık giderlerini ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin anılan tedavi giderlerini ödemekle TTK. nun 1301. maddesi uyarınca sigortalılarına halef olduğunu, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 337.453,26-TL'nin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurumun zarar veren olmadığını, TTK. 1301. maddesi kapsamında bir halefiyetin söz konusu olmayacağını, söz konusu olan durumun, 2 taraflı sigortası bulunan bir gerçek şahsın risk gerçekleştiğinde ayrı ayrı taahhütlerde bulunan 2 ayrı sigortalıdan birine tercih etmesi olduğunu,Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği' nin 53. maddesi gereğince kurumun sağlık giderlerini ödeme yükümlülüğünün sigortalı veya bakmakla yükümlü olduğu yakınına karşı olduğunu, davacı ile müvekkili kurum arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, gerçekleşen riski, ortak paylaşmayı ön gören bir anlaşmanın da mevcut olmadığını, müvekkili kurumun devlet hastanelerinde tedavi gören özel sigortası da bulunan sigortalıların tedavi giderlerini özel sigorta şirketinden talep etmesinin mümkün olmadığı gibi, özel sigorta şirketinin de talebinin mümkün olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK. nun 1301. maddesi uyarınca halef sıfatının bulunmadığı, Mulga 506 sayılı ve yürürlükte olan 5510 sayılı kanun gereğince acil hallerde alınan sağlık hizmeti bedelinin SGK sigortalısı tarafından talep edilebileceği, bu hakkın devrolunamayacağı, davacı sigorta şirketine bu hakkın verilmemiş olduğu gerekçesiyle, taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Dairemiz'in emsal mahiyette bulunan 08.03.2010 T. 2010/1318 E. 2010/2489 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere davacının yasal halefiyet hakkını sadece zarar sorumlulularına karşı kullanabilmesi mümkün olup, zarar sorumlusu olmayan davalıya karşı rücu hakkının mevcut olmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy