Taraflar arasında görülen davadarilen 28/12/2012 tarih ve 2011/164-2012/317 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerin çalışanlarınca yatırılacak paraların her an çekilebileceği ve yüksek faiz verileceği konusundaki vaatler neticesinde müvekkilinin de davalılara 13.06.2000 tarihinde para makbuzu ile 45.000.00 erdiğini ve karşılığında 31.12.2001 tarihinde 15.000.00 e 30.000.00lmak üzere makbuz aldığını, davalı şirketlerin ekonomik zorluk içine girmesi üzerine yönetim kurulu başkanı olan davalı ... imzalı olarak yatırımcılara gönderilen yazılarda dava açılmasını ödemelerin ise 1 yıl sonra yapılacağının bildirildiğini, müvekkilinin ise defalarca davalılar ile konuştuğunu ancak parasını tahsil edemediğini, müvekkilinin verilen garanti dahilinde para yatırdığını, davalıların u ihlal ettiklerini, tahsil edilen paralar için faiz verilmesinin ve para alınmasının mevduat kabulü anlamına geldiğini, davalılarıa aykırı şekilde izinsiz aracılık faaliyetinde bulunduğunu, bu konuda iş yapacak firmaların ’dan izin alması gerektiğini, davalılarınd.20/2'ye göre basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediğini, yatırılan paranın her an çekilebileceğine dair garanti verdiklerini, gerek davalı şirketlerin ve gerekse yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu, müvekkilinin davalılara verdiği para karşılığı kendisine verilen taahhütlerin yerine getirilmediğini, yapılan hukuksuzlukların basın ve resmi kurum raporları ile sabit olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi ile ödenen 45.000.00 karşılığı olan 48.333.18 TL'nin fazlaya dair hakkını saklı tutarak avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacını 45.000.00 verdiğine dair makbuzları sunmuş olduğu, kendisine, bu paraya karşılık, yüksek faiz verileceği vaadinin verilmiş olduğu, ancak dahi kaydının bulunmadığı, bu firmanın devamı olarak davalı şirketlerin escil edilmek sureti ile kaydının yaptırılmış olduğu, ancak bu şirketlerin de faaliyette bulunmadıklarının belirlenmiş olduğu, davacının bu davalı firmalara para vermiş olması ve paranın da davalılar tarafından tahsil edilmiş olması mevduat toplama anlamını taşıdığından bu konudae nakit mevduat toplanması karşısında hisse senedi, tahvil, kâr-zarar ortaklığı belgesi veya bunlara benzer kıymetli evrak çıkartılarak
.../...
-2-
parayı veren kişiye verilmesi gerektiği aksi halde verilen makbuzun sebepsiz zenginleşmeyi oluşturacağı, bununla beraber herhangi bir şirketin halktan para toplayarak belge verebilmesi için öncelikle ın mağdur olduğu ve zararının da davalı şirketler ile yönetim kurulu başkanı olan ...'in sorumluluğunda olacağı, davacının vermiş olduğu 45.000.00 karşılığı olan 48.333.18 TL zararı oluştuğu, bu zarardan ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine bir alacağa faiz istenebilmesi için, ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilecek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerektiği, somut olayda davalının temerrüdüne dair bir belge ve iddia olmadığı, bu nedenle temerrüdün dava ile oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 48.333,18 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmişlerdir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı ... vekiline 03.04.2013 günü tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 25.04.2013 günü davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, mahkemenin de kabulü olduğu üzere davacı tarafından yatırılan tutarın geçersizlik nedeniyle davalı taraf yönünden sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğinden paranın ödenme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu yönden bozulması gerekmiş ise de; anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. bendinde yer alan “dava tarihinden itibaren” ibaresinin çıkarılarak yerine "ödeme tarihi olan 13.06.2000 tarihinden itibaren" ibaresinin yazılması suretiyle kararın düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 692,80 TL harcın temyiz eden davalı ...'e iadesine, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy