MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...37. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.11.2012 tarih ve 2011/62-2012/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkili şirketin acenteliğe başladığı tarihten bu yana poliçe sahiplerinden kaynaklanan bazı ödeme gecikmeleri dışında taraflar arasında hiçbir problem olmamışken, davalının hiçbir haklı gerekçe göstermeden ve tek taraflı olarak aralarındaki sözleşmeyi iyiniyet kurallarına aykırı olarak feshettiğini, müvekkili tarafından sistemin görülmesini engelleyerek, müvekkili acentenin poliçelerdeki taksitlendirilmiş alacaklarını tahsil etmesini engelleme ve bu alacakları kendisinin tahsili yoluna gittiğini, ayrıca müvekkili tarafından kendisine verilen çekleri de vadeleri geldikçe tahsil etmeye devam ettiğini ileri sürerek, davalı sigorta şirketine teslim edilen söz konusu çekler üzerine ihtiyati tedbir kararı konulmasını, akabinde çeklerin istirdadına-iptaline karar verilmesini, taraflar arasında gerçek alacak-borç ilişkisinin ortaya konulabilmesi için inceleme yapılmasını, davacı acente tarafından düzenlenmiş poliçelerden vadeleri geldiğinde yapılacak tahsilatlar üzerinden davacıya ödenmesi gereken komisyonların tarihlerinin ve miktarlarının saptanmasını, portföy tazminatı miktarının saptanmasını, fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla, davacı acente tarafından düzenlenen poliçelere istinaden lehine tahakkuk eden ve fesihle muaccel hale gelen komisyon alacaklarının ve diğer tüm tahakkuk etmiş alacaklarıyla, varsa mükerrer ödemelerinden şimdilik 150.000,00 TL alacağın-tazminatın ve davacının hak etmiş olduğu portföy tazminatından fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL'sinin haksız fesih tarihinden itibaren reeskont faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davada davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı acente ile davalı sigorta şirketleri arasında acente ilişkisi olduğu ve daha evvel davacının davalılara borçlu olduğunun ve davacının alacak iddiasının yapılan mali incelemelerde ispatlanamadığının ortaya çıkması ve bu suretle davalıların alacaklı olduğunun anlaşılması ile alacak talebinin reddinin gerektiği; diğer taraftan davacının tazminat talebi bakımından da, taraflar arasındaki ilişki çerçevesinde davacının Sigortacılık Kanunu ve TTK hükümleri çerçevesinde sigorta acentesi olarak yükümlülüklerini yerine getirmediği, kusurlu olduğu ve akdi ihlal ettiği, dolayısıyla sigorta acentelik sözleşmesinin feshinin haklı olduğu, bu nedenle tazminat talebinde de bulunamayacağı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy