MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/02/2013 tarih ve 2011/16-2013/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinde şirketin idaresinin temsil ve ilzamının...ve...... tarafından yürütüleceğinin kararlaştırıldığı ve iki ortağın müdür olarak atandığını, ana sözleşmesinin 9. maddesinde müdürlerin ortaklar kurulunun ittifakla alacakları karara göre her zaman değiştirilebileceğinin düzenlendiğini, şirket yetkililerinin davacıyı usulüne uygun olarak genel kurul toplantısına davet etmeden 12/03/2009 tarihli 2009/2 sayılı karar ile davacının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin iptaline, temsil ve ilzamın ....ile .... tarafından yürütülmesine karar verildiği, davacının yokluğunda verilen bu kararın yasaya, iyi niyet kurallarına ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu ileri sürerek, alınan kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirketi temsil ve idare işini gereği gibi yerine getirmediğini, gerekli özeni göstermemesi ve ağır ihmali sebebiyle söz konusu toplantının yapılarak kararın alınmasının şirket menfaati için mecburiyet arz ettiğini, davacının toplantıdan haberdar olduğu halde katılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirket ana sözleşmesinin 9. maddesinde, müdürlerin şirketin ödenmiş sermayesini temsil eden ortakların ittifakla alacakları karar ile her zaman değiştirilebileceğinin kabul edildiği, buna göre müdürlerin değiştirilmesi hususunda karar nisabının oy birliği olarak belirlendiği, şirketi temsil ve ilzam yetkisi verilen kişilerdeki değişikliğe ilişkin kararın esas sözleşmeye aykırı olarak oy çokluğu ile alındığı, kanuna uygun fakat esas sözleşmede yer alan karar nisabına aykırı olarak alınan kararların yoklukla malul olduğu, davanın kararın yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olması nedeniyle, üç aylık hak düşürücü süre geçirilmiş olmasına rağmen açılmasının mümkün bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacının müdürlükten azline dair ortaklar kurulu kararının yoklukla malül olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mülga 6762 sayılı TTK'nın 543. maddesi delaletiyle uyuşmazlığa uygulanması gereken aynı Yasanın emredici mahiyette bulunan 161. maddesi uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürün azli ancak mahkeme kararı ile mümkündür. Emredici hükümlere aykırı olan kararlar mutlak butlanla batıl olduğundan, Medeni Kanunun 2. madde hükmü ile sınırlı kalmak kaydıyla, her zaman bu kararların yokluğunun tespiti için dava açılabilir. Ana sözleşme müdürünün, yukarıda belirtildiği üzere ancak mahkeme kararıyla azledilebileceği hükmü karşısında mahkemenin davayı kabul gerekçesine itibar edilemez ise de davanın kabulüne ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HMK'nın 3. madde delaletiyle mülga HUMK'un 438/son madde ve fıkrası uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın HMK'nın 3. madde delaletiyle mülga HUMK'nun 438/son. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy