MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.04.2013 tarih ve 2011/129-2013/175 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, "..." ibaresini 04/03/1975 tarihinden itibaren ticaret unvanı olarak kullandığını, "..." ibaresinin davalı tarafından marka olarak tescil edildiğini, markanın ilk kullanıcısı ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, tanınmış ''...'' markasını tescil ettiren davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli olan "..." markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markayı ara vermeden kullanmak suretiyle haklı bir üne kavuşturduğunu, davacı şirketin markanın tescil edildiğini bildiği halde 8 yıldan beri dava açmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın "..." markasında öncelik hakkı sahibi olduğu, ancak davalı tarafın da uzun süredir ticari işletme adı olarak "..." ibaresini kullanması, 2000 yılından beri markanın tescilli olması, tarafların daha önceki ticari ilişkileri dikkate alındığında, davacının marka tescilinin yeni öğrenildiğini ileri sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı tarafın uzun süredir markayı kullanıp yatırımlara devam ettiği, davacının bile bile buna ses çıkartmadığı ve herhangi bir şekilde karşı çıkmadığı, bu nedenle davacının taleplerinin MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy