MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2012 tarih ve 2011/347-2012/290 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi borcu üstlenen sıfatıyla ... vekili ile banka vekili ve davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/10/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... Bank A.Ş. vekili Av. ... ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 22.01.2011 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile ...'ın ... A.Ş. nezdindeki alacağını müvekkiline devrettiğini, ...'ın 13.12.1999 tarihinde davalı banka nezdinde döviz hesabı açtırdığını, adı geçenin talimatı olmaksızın paranın off-shore hesabına aktarıldığını, paranın iadesi için başvurulmasına rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, banka yöneticilerinin mudileri yanıltarak paranın off-shore bankasına aktarılmasını sağlamaları nedeniyle haklarında kamu davası açıldığını ve bu davada, toplanan paranın aslında off-shore bankasına hiç gönderilmediğinin, davalı banka nezdinde tutulan paranın şirketin hakim ortaklarına usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini, bu durumda oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 53.160 USD'nin 13.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve ihbar olunan ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın off shore bankasından ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından yalnızca havale işleminin yapıldığını, davacının daha fazla faiz elde etmek için kendi iradesiyle off shore bankasında hesap açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ...’ın 13.12.1999 tarihinde ...’ın ... Şubesi üzerinden ... Offshore Ltd’e 53.160.USD tutarlı vadeli hesap açtığı, vadesinde paranın ilgilisine ödenmediği, bu arada bankanın 22.12.1999 tarihinde ...’ye devredildiği, ...’ın Offshore hesabına yatırdığı paranın ... Şubesi nezdindeki hesapta kaldığı ve bu hesaptan muhtelif tarihlerde, muhtelif ödemeler yapıldığı, 26.12.2000 tarihi itibarıyla hesap bakiyesinin 293,79.TL olduğu, söz konusu tutarların yurtdışına gönderilmediği, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.01.2005 tarihli kararında da vurgulandığı gibi, ... Off Shore Ltd. adına ... A.Ş. tarafından toplanan paraların, bankanın hakim ortakları ve yetkilileri tarafından ... Holding A.Ş. bünyesindeki grup şirketlere kredi olarak kullandırıldığı, hesap sahiplerinin bu suretle banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıldığı, davalının bu nedenle sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 53.160 USD’nin 28.02.2000 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, borcu üstlenen sıfatıyla (davalı) ... vekili ile banka vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olup bu temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nın 434'üncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir. Temyiz isteminde bulunan davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Mahkemece verilen karar ... Bank A.Ş. vekili tarafından da temyiz edilmiş olup her ne kadar anılan banka dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmiş ise de mahkemece, davalı olarak borcu üstlenen ... kabul edilmiş ve hüküm de ... hakkında verilmiştir. Bu husus, davacı vekilince yapılmış usülüne uygun bir temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış olup hüküm, yalnızca davalı olarak kabul edilen ... hakkında kurulduğundan ve ... Bank A.Ş. aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmediğinden, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da davalı olarak gösterilmeyen ... Bank A.Ş'nin hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından anılan şirketin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Borcu üstlenen davalı ... vekilinin temyiz istemine gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun, somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasının gerekmesine göre, borcu üstlenen davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle ... Bank AŞ vekilinin temyiz istemlerinin REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle borcu üstlenen davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz eden borcu üstlenen harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ... Bank A.Ş'ye iadesine, temyiz eden borcu üstlenen ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 24/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.