MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.03.2013 tarih ve 2012/248-2013/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın Sistem İnşaat Tic.Ltd.Şti.'nin sahibi ve kefili olarak şirketin takip borcuna karşılık olarak 11.12.2007 tarihinde 1.583,87 TL, 27.10.2008 tarihinde 5.673,00 TL., 19.12.2008 tarihinde 437,00 TL ve 30.06.2008 tarihinde 3.473,00 TL olmak üzere toplam 11.166,87 TL'nin maaş hesabından bloke konulup alındığını, davalı banka tarafından adı geçen şirketin takip hesabına aktarılan tutarların iptal edilip iadesinin sistem gereği mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı tarafın haksız yaptığı blokenin bir kısmını kaldırdığını ve sonraki maaşlarının ödemesini yaptığını, maaşı üzerine konulan takip borcuna karşılık olarak aktarılan toplam 11.166,87 TL'yi iade etmediğini ileri sürerek, bu miktarın tarafına verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın istirdat davası olup haksız tahsilattan itibaren bir yıl içinde açılması gerektiğini, yine dava sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası kabul edilecek olur ise davanın süresi içinde açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, esasla ilgili olarak ise davacının geçimini sürdürebilecek düzeyde olduğunu itirazından önce yapılan kesintilerin iadesini istemesinin kanunca verilmiş hakkın kötüye kullanılmasından ibaret olduğunu, Borçlar Kanununun 118'nci maddesi hükmü gereğince borçlu firma ile akdedilen kredi sözleşmesinin 7.6.'ncı maddesi hükmü uyarınca borçluların davacı banka nezdindeki hak ve alacakları üzerinde davacı bankanın rehin hakkıyla birlikte takas mahsup yetkisinin bulunduğunu, adı geçen firma üzerindeki alacağın tahsilini teminen firmanın kefili olan davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin banka tarafından icra dosyası dışında takas mahsup yetkisi kullanılarak gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı şirket hesabına kredi takip borcuna karşılık davacının emekli maaşından kendi bilgisi ve rızası haricinde aktarma yapıldığı, bu maaşların haczedilmesinin mümkün olmadığı, bu bedellerin davacıya iadesinin gerektiği, davalı tarafça her ne kadar zamanaşımı iddiasında bulunulmuş ise de kefaletin taraflar arasında imzalanan sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın sözleşme
hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği davada da 818 sayılı BK'nın 125.'nci maddesinin uygulanması gerektiği, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözönüne alınarak zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının davalı bankadan davaya konu maaş kesintilerinin iadesini talep ettiği davalı bankaca talebin 27.09.2010 tarihinde reddedildiği, davalının 27.09.2010 tarihinde temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 11.166,87 TL'nin temerrüd tarihi olan 27.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy