Taraflar arasında görülen davada verilen 18.12.2012 tarih ve 2010/50-2012/1377 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalılardan vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ait malların 28.01.2006 tarihinde taşınması işinin davalı tarafından tedarik edilen diğer davalıya ait dorse ve plakalı çekici ile gerçekleştirildiğini, ancak taşımayı yapan tırın İtalya'da devrilmesi sonucu taşıtanın bir kısım mallarının hasarlandığını, hasar gören mallar için dava dışı sigorta şirketi tarafından sigortalısı olan ödemede bulunulduğunu ve ödenen tazminatın halefiyete dayalı olarak müvekkilinden talep edildiğini, müvekkilinin davalılara ihtarda bulunmasına rağmen davalıların sebep oldukları hasar bedelini ödemediklerini, sigorta şirketi tarafından halefiyete dayalı olarak müvekkili aleyhine açılan dava sonunda müvekkilinin, Yargıtay aşamasından da geçerek kesinleşen mahkeme kararına dayalı olarak 112.035,00 TL icra dosyasına ödemede bulunduğunu, müvekkilinin olayda hiçbir kusuru yokken ödediği tazminatı alt taşıyıcılardan talep etme hakkının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan 112.035,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren kamu bankalarınca TL tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ara taşıyıcı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı etkilisi, davacı tarafça açılan davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, emtianın hasarlanmasına sevk ve idaresindeki çekicinin karıştığı kazanın neden olduğunu savunarak, davanın reddini ve Dusan Beakoviç'e ihbarını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ödediği tazminatı faiz ve masrafları ile birlikte ancak taşıyan durumunda olan davalı talep edebileceği diğer davalının ara taşıyıcı olup, hasardan sorumlu tutulamayacağı, talep edilebilecek tazminat miktarının da daha önce mahkeme kararı ile saptanmış olması ve yargılama süreci sonunda icra yoluyla davacı tarafça ödenmiş olması karşısında 37. maddesi uyarınca taşıyanın kendisine bu istemi yönelten üst taşıyıcının yaptığı ödemenin yerinde olup olmadığını 39/1 maddesi hükmü uyarınca tartışma konusu yapamayacağı, üst taşıyıcının ödediği tazminatı ödemek durumunda olduğu gerekçesiyle davalı yönünden açılan davanın kabulü ile 112.035,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, davalı yönünden açılan davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz dava vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; davacı istediği tazminatın, TL mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranı yürütülmek suretiyle tahsilini istemiştir. Davaya konu uyuşmazlık ticari nitelikte bulunduğundan davacının, 3095 sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca ticari işlerde istenebilecek temerrüt faizi olarak düzenlenen avans faizi oranlarının uygulanmasını isteme hakkı mevcuttur. Bu durumda, talep edilen miktarın bankaların TL mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tahsiline ilişkin davacı isteminin, ticari işlerde istenebilecek temerrüt faizi olarak düzenlenen avans faizi istemini de kapsadığının kabulü ile hüküm altına alınan miktarın avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde “yasal faiziyle” tahsiline karar verilmesi doğru değil ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmü temyiz eden daval vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasında geçen “yasal faiziyle” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine ibaresinin yazılması suretiyle hükmün davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalı alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.963,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.