Taraflar arasında görülen davada verilen 02/04/2013 tarih ve 2011/251-2013/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 21.12.1995 tarihli acentelik sözleşmesinin, 04.01.2001 tarihinde müvekkilince tek taraflı olarak feshedildiğini, davalı tarafın buna göre müvekkiline 20.097,59 TL borçlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla anılan miktarın fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, daha sonraki beyanlarında kesin hüküm itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve sayılı dosyasına göre, somut dava ile anılan dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğu, dava konusu talep hakkında kesinleşmiş bir kararın bulunduğu, davacı tarafın iddiasının aksine her iki davada da acentenin hasım gösterilmediği ve herhangi bir kefaletten sözedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy