MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.10.2011 tarih ve 2011/61-2011/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin büro malzemeleri üreterek sattığını, davalının ise müvekkilinin önceki müşterisi olup, müvekkilinin üreterek sattığı “...” ibareli ürünlerinin birebir aynısını, ... ibaresiyle ürettirerek Türkiye’de Türk malı olduğu izlenimi veren ‘869…’ ile başlayan barkot numarasıyla sattığını, bu eyleminin ise, TTK’nun 57/3 ve 57/5. maddelerinde düzenlenen ‘yanlış ve yanıltıcı bilgi vermek’ ve ‘iltibasa yol açmak’ şeklinde haksız rekabet olduğunu ve eyleminin teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ile men’ine, sonucu doğuran durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraf ürünlerindeki benzerliklerin uluslararası standartlardan kaynaklandığını, aletlerdeki çalışma mekanizmalarının, uzun yıllardır Dünyanın her yerinde kullanıldığını, davacının endüstriyel tasarım tescil belgesinin bulunmadığını ve ürünler arası iltibasın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yurt dışından fason olarak imal ettirerek ithal ettiği otomatik zımba ve pens makinesinin ambalajında, Türk Malı kodu olan 869 kodunu kullanmak sureti ile oluşturduğu “Türk Malı” izleniminin gerçeği yansıtmadığı, gerek tüketici gerekse sektördeki diğer tacirler nezdinde yanıltıcı ve haksız durum yaratması nedeni ile bu iki emtia ile ilgili olarak davalı eyleminin haksız rekabet oluşturduğu, davalının haksız eylemi nedeniyle davacının uğradığı zarar kesin ve rakamsal olarak tespit olunamadığından zararın TTK 58/ d- son maddesi delaletiyle Borçlar Kanunu'nun 42. maddesine göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davalının bu eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve
önlenmesine, diğer emtialarla ilgili olarak haksız rekabet tespit edilmediği gerekçesiyle fazla talebin reddine, belirlenen 5.000 TL maddi tazminatın 14.05.2004 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Borçlar Kanunu’nun 49. maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle de manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında değerlendirilemeyecek olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 267,25 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.