MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2012 tarih ve 2011/493-2012/344 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23/09/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin adına kayıtlı taşınmazını satın alması sırasında davalı Bankadan konut kredisi kullandığını, taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, bu taşınmazın deprem dışı diğer rizikolara karşı korunması için konut sigortası yapılacağı, primlerinin de davacının şubedeki hesabından çekileceği konusunda şifai bilgi verildiğini, müvekkilinin kredi borcunu sorunsuz olarak ödediğini, ibra belgesi alıp ipoteğin bu krediye şamil olmak üzere fek edildiğini, ancak taşınmazın 17.03.2011 tarihinde çıkan bir yangın sonucu yanarak toplam 340.475.00 TL zarar meydana geldiğini, bunun üzerine davalı ... şirketinin tam yetkili acentesi olan davalı banka şubesine hasar ihbarı yapıldığını, herhangi bir işlem yapılmaması üzerine davalı ... şirketine başvurularak hasar tazminatının ödenmesinin istendiğini, davalı ... şirketince verilen cevapta herhangi bir sigorta poliçesi olmadığından talebin değerlendirilmediğinin bildirildiğini, davalıların kredi sözleşmesine uymadığını, sigorta poliçesi yapılmadığının bildirilmediğini, üzerine düşen yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, esasen davalı bankanın poliçelerle ilgili olarak önceki dönemlerde hesaptan primler tahsil ettiğini, sonra poliçeleri iptal ettiğini, müvekkiline haber vermediğini, davalıların sigorta yaptırmayarak müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 8.000.00 TL'nin tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalı Banka vekili, müvekkilinin sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi bu ilişkideki sıfatının tali acente olduğunu, acentelerin imzaladıkları yada aracılık ettikleri sözleşmeleri kendi nam ve hesaplarına değil acentesi bulundukları kişi adına düzenlediklerini, müvekkilinin ihtiyari sigorta sözleşmeleri bakımından bildirim, sözleşme yapmak veya prim tahsil etmek gibi yükümlülüğünün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Diğer davalı vekili, davacı lehine düzenlenmiş yangın tarihini kapsar bir sigorta poliçesi bulunmadığını, husumet yöneltilemeyeceğini, dilekçede belirtilen tüm sigorta poliçelerinin 2008 yılında tanzim edildiğini, yangın olayının çok sonra olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadan 27.12.2007 tarihli sözleşmeyle konut kredisi kullandığı, kredi borcunun tamamen ödendiği, sözleşmesinin 14. maddesinde davalı bankanın bu sözleşme gereğince müşteri tarafından verilen, üzerinde ipotek tesis ve tescil edilen bütün teminatları gerekli göreceği deprem dahil her türlü rizikolara karşı dilediği bedel şart ve müddetle sigorta prim ve masrafları müşteriye ait olmak üzere sigorta ettirebileceğinin, süresi bitenleri yeniletebileceğinin, müşteri tarafından yapılan ödemeleri öncelikle sigorta prim alacaklarına mahsup edebileceğinin hükme bağlandığı, aksi iddia edilse de hükmün düzenlenme şeklinden de anlaşılacağı üzere bankanın sigorta sözleşmesi yapması, yeniletmesi ve ödemelerin öncelikle prim alacağına mahsup edilebilmesi bir zorunluluk değil, bankaya tanınan bir hak ve yetki olduğu, anılan hükmün emredici nitelikte bulunmadığı, bu düzenlemeden dolayı davalı bankanın davacının taşınmazı ile ilgili sigorta sözleşmesi yapmak, yeniletmek ve primlerini ödemelerden tahsil etmek zorunluluğunundan bahsedilemeyeceği, bireysel kredilerle bağlantılı sigortalar uygulama esasları yönetmeliğinin 5/2 maddesinde zorunlu sigortalarda kredi süresi içinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana ve yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olduğunun hükme bağlandığı, ancak bu hükmün zorunlu sigortalar için söz konusu olduğu, yangın sigortasının isteğe bağlı ihtiyari sigorta çeşitlerinden bulunduğundan davalı bankanın davacıya yenilemeye ilişkin bildirim yapma zorunluluğu bulunmadığı, yine sözleşmenin 3. bölümün 20. bendinde davacının tarh edilecek sigorta prim masraflarının, bunlarda vuku bulacak artışların kendisine ait olacağını ve bunları nakden ve hesaben ödemeyi kabul ettiğinin hükme bağlandığı, buna rağmen davacı tarafça prim ödemesi yapılmadığı gibi yangın sigortasının yenilenmesi veya yeniden sigorta yapılması konusunda da herhangi bir başvurusunun olmadığı, bu durumda davacının taşınmazında meydana gelen yangın nedeniyle oluşan zarardan davalıların herhangi bir tazmin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy