Taraflar arasında görülen davada erilen 21/03/2013 tarih ve 2011/85-2013/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin "" başlıklı 5. maddesinde, alt imtiyaz sahibinin yükümlülüklerinin açıkça düzenlendiğini, bahse konu açık hükme rağmen, davalı tarafın sözleşmeye uymadığını, buna istinaden müvekkili şirketin ihtarnameler ile sözleşmeye aykırı davranışlara son vermemesi durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak davalının çekilen ihtarnamelere uygun davranmadığını ve 20/10/2010 tarihinde davalı ile fesih sözleşmesi imzalandığını, fesih ve esas sözleşme uyarınca davalı tarafın sözleşmenin feshini takip eden 1 yıllık süre boyunca aynı adreste herhangi bir marketçilik faaliyeti yapmayacağının sözleşmeyle hüküm altına alındığını, ancak davalı tarafın belirtilen adreste marketçilik faaliyetlerine devam ettiğini bunun alt imtiyaz sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinin ihlali ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin uğramış olduğu 10.000 TL maddi zarar ile 30.000 TL manevi zararın 20.10.2010 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın öncelikle asliye ticaret mahkemelerinde açılması gerektiğini, yetkili mahkemenin ise Bodrum Mahkemeleri olduğunu, davanın esasına ilişkin ise, en başta imtiyaz verenin sözleşme şartlarına riayet etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacı tarafça uyuşmazlığa dayanak olarak 05.09.2009 tarihli sözleşmesi gösterilerek dava açılmış ise de, dayanak gösterilen sözleşmenin bilahare 20.10.2010 tarihinde taraflar arasında imzalanan fesih sözleşmesi ile feshedildiği, bu hale göre, davacı tarafça dayanılan franchise sözleşmesinin dava tarihi itibariyle geçerli bulunmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü ve davacının taleplerinin 556 sayılı KHK hükümlerine göre değil de, TTK haksız rekabet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği, bu suretle uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili ve görevli bulunmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin olduğuna, kararın taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ve süresinde talebi halinde dosyanın yetkili ve görevli nöbetçi gönderilmesine karar verilmiştir.
./..
-2-
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/03/20104 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy