.
Taraflar arasında görülen davada ilen 28/02/2013 tarih ve 2007/94-2013/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçeleri ile sigortalı daile davalı arasında sigortalı şirketin Türkiye'den İsrail'de yerleşik dava dışı 2.4.2004 tarih ve 12344-45 no'lu fatura muhteviyatı olarak satılan toplam 620 m/ton asit yağı sıvı yükün taşınması konusunda sözleşme yapıldığını, sigortalı emtianın yükleme limanı olan Ayvalık İskelesi'nden tam ve eksiksiz yüklendiğini ancak, taşımanın gerçekleştiğtanker gemininulaştığında tahliye sırasında yapılan kalite-miktar tespitinde rutubet oranının yüksek olduğu ve kamyon tartımlarına göre sahil tankında eksiklik olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin ardından her ne kadar gözetim firması sörveyleri tarafından gemiye protesto mektubu verilmiş olsa da gemi kaptanlığının söz konusu protesto mektubunu bilgi niteliğinde bile kabul etmeyerek imzalamadığını, yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde kamyon tartımlarına-sahil tankına göre genel toplam eksikliğin 7,82 m/t ve rutubet-sudan kaynaklanan eksikliğin ise genel toplam 53, 43 m/t ve genel toplam eksiklik hasar bedelinin ise 26.330,00 USD (40.256.884.880 TL) olarak tespit edildiğinin ve eksikliklerin gemi kusuru sonucu ve taşıma sırasında meydana geldiğinin belirtildiğini, müvekkilinin hasar bedelini sigortalısına ödediğini ve TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu ileri sürerek 40.256.884.880 TL'nin ödeme tarihi olan 21.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin donatan/taşıyan olarak oluştuğu iddia edilen zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, gemi tanklarında bulunan yüke sefer sırasında 53,43 m/t su karışmasının fıziken mümkün olmadığını, belirtilen yükten önceki son üç yükün su ve türevi maddeler içermediğini, sefer sırasında yükleten tarafından verilen ısıtma talimatına uygun hareket edildiğini, yük miktarının ullage raporlarına göre yükleten ve taşıyanın mutabakatı ile tespit edilerek konişmentoya yazıldığını, tahliye limanında bizzat alıcı tarafından atanan gözetim şirketinin tüm kargo tanklarının tahliyeden sonra tamamen boş olduğuna dair rapor düzenlediklerini, ekspertiz raporunun delil niteliğini haiz olmadığını, eksiklik olduğu bir an için kabul edilse dahi fire payı dikkate alınarak tazminat miktarından indirim yapılması ve ayrıca malın sovtaj değerinin dikkate alınması gerektiğini, faiz miktarı ve faiz başlangıç tarihini de kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yükteki eksikliğin ve yüke su karışmasının sebebinin belirlenemediği, kural olarak taşıyanın yükte meydana gelen ziyada kusursuz olduğunu ispatla yükümlü olduğu, yükleme ve tahliye limanlarında aleç raporlarını düzenleyebu kez alıcının temsilcisi sıfatıyla 13-14.04.2004 tarihli kaptanın imzalamayı reddettiği protesto mektuplarını düzenledikleri, yükleme ve tahliye limanlarında aleç sörvey raporlarınıda düzenleyen GESCO sörvey firması tarafından tek taraflı olarak düzenlenen 13-14.04.2004 tarihli tutanakların hasar ihbarı olarak kabul olunamayacağı, usulüne uygun hasar ihbarının yapılmaması sebebiyle TTK'nın 1066/son maddesi uyarınca ziyanın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğuna dair taşıyan lehine karine oluştuğu, bu karinenin aksini ispat yükünün davacı tarafa düştüğü ancak, davacının yüke su karışması ve yükteki ziyanın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten doğduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy