MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2013 tarih ve 2011/122-2013/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’ne başvuruda bulunduğunu, müvekkili tarafından yapılan itirazların nihai olarak ... tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1992 yılından beri “...” markası ile yaptığı üretim neticesinde toplum üzerinde tanınmışlık sağladığını, her iki markanın da 04. sınıfta yer alması sebebiyle tüketiciler açısından karışıklığa neden olacağını ve iltibas yaratacağını, davalı şirketin haksız kazanç elde etmesinin söz konusu olacağını iddia ederek, 2011-M-1920 sayılı ... kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; iddia, savunmalar ve dosya kapsamına göre, davalı başvurusu yönünden, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b, 8/1-b ve 8/4 maddelerinde düzenlenen koşulların gerçekleşmediği, iptali istenen ... kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy