MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2013 tarih ve 2013/196-2013/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının daha önce, müvekkilinin ticaret unvanındaki “...” ibaresinin terkini talebi ile açtığı davanın mahkemece reddedildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin anılan dava nedeniyle kendisini vekille temsil ettirdiğini ve bu nedenle 10.204,08 TL avukatlık ücreti ödediğini, dava hakkının hem asil hem de vekil için mantık ve hukuk kuralları çerçevesinde özenle kullanılması gereken bir hak olduğunu, davalının kendi seçtiği avukatların yaptığı işlemlerden müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, davanın haksız olduğunun henüz dava açılmadan davalı tarafından bilindiğini, ayrıca haksız dava açılması manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 10.204,08 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın dayanağını teşkil eden ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin dosya kapsamı incelendiğinde, davalının, söz konusu davada, davacının kişilik hakkının ihlali sonucunu doğurabilecek ifadeler kullanmadığı gibi, davalı tarafın “ekol” ibaresini davacı tarafından haksız olarak kullanıldığı düşüncesiyle dava ikamesi yoluna gitmiş olmasının da salt onu zararlandırmak niyetiyle hareket ettiğinin kabulünü sağlamayacağı, Anayasa'nın 12. 17. ve 36. maddeleri, TMK'nın 24. ve 25. maddeleri ve BK'nın 49. maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında, dava açma hakkının yasal sınırları içinde kalınmak suretiyle davanın açılmış olduğu, davalının hak arama hürriyetini kullanıldığı ve kötüniyetli hareket etmediğinin anlaşıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına reddedilen maddi tazminat istemi için ayrı, yine reddedilen manevi tazminat istemi için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddedilen toplam tazminat miktarı üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı yapmayı gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın hüküm fıkrasının 3 no'lu bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Reddedilen maddi tazminat istemi için 1.224 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine” cümlesinin konulmasına, aynı bentten sonra gelmek üzere “Reddedilen manevi tazminat istemi için 1.320 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine” cümlesinin konulmasına ve kararın düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy