MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/03/2013 tarih ve 2011/180-2013/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, doğrudan gelir desteğinin müvekkilinin davalı bankadaki hesabına aktarıldığını, banka çalışanının seneler içinde bu parayı hesap sahibinden habersiz çektiğini, durumun eğrenilmesinden sonra banka çalışanı ...'e başvurulunca ilgilinin "ben senin paranı ödeyeceğim, bankaya karşı beni zor durumda bırakma" diyerek oyaladığını, ancak parasını alamayan müvekkilinin bankaya müracaat edince işbirlikçi ithamı ile birlikte talebinin reddedildiğini ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 04.12.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile, müvekkilinin tahsil ettiği 1.500,00 TL'nin mahsubu sonucu 4.550,00 TL'nin tahsilini, 6.050,00 TL üzerinden 06.11.2007 tarihinden dava tarihi olan 24.01.2011 tarihine kadar bankaların ... Bankasına bildirdiği bir ay vadeli mevduata verdiği 12 aylık ağırlıklı mevduat faiz oranlarında faiz uygulanarak ve %15 stopaj mahsup edilerek yapılan hesaplama sonucunda oluşacak miktardan 1.500,00 TL'sinin düşülmesi ile bulunacak tutara dava tarihinden itibaren avans faizi eklenmesi suretiyle alacağın tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının banka müfettişine verdiği ifade de akrabası olan banka çalışanına duyduğu güven sebebiyle açılan vadeli hesabın cüzdanını dahi almadığını, hesabı ile ilgili hiç bir araştırmaya gitmediğini belirttiğini, olaydan sonraki 2 yıl boyunca durumu müvekkiline bildirmediğini, hesaptan usulsüz çekilen paraya karşılık senet ve para aldığını beyan ettiğini, bu durumda işin banka-mudi ilişkisinden çıkarak iki akraba arasındaki borç alacak ilişkisi haline geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankaya yatırılan 6.050,00 TL'nin 06.11.2007 tarihinde 6.261,76 TL iken kasadan nakit olarak çekilip hesabın kapatıldığı, davacının para çekilmesine ilişkin talimatı ya da imzaladığı tediye fişinin bulunmadığı, banka çalışanı İlhan'ın 17.03.2010 tarihinde davacıya 1.500,00 TL ödeme yaptığı, güven kurumu olan bankanın çalıştırdığı kişilerin eylemlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.550,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı vekili 04.12.2012 tarihli dilekçesinde davasını, faiz başlangıç tarihi ve faiz türü yönünden ıslah etmiş, müddeabihi de artırmıştır. Bu durumda, mahkemece, dava dilekçesinde istenen miktara mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere avans faizi, ıslahla talep edilen miktara ise Bankaya başvuru tarihine kadar davalı bankanın dava konusu mevduata uyguladığı oranda, bu tarihten itibaren avans oranında faiz uygulanması gerekirken yazılı gerekçe ile hükmolunan alacağın tümüne dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün 1'inci paragrafı tümüyle hükümden çıkartılarak yerine "1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi aşmamak üzere avans faizi ile birlikte, 3.550,00 TL'nin hesap kapanma tarihinden davalıya başvuru tarihi olan 09.06.2010 tarihine kadar davalı Bankanın o tür mevduata uyguladığı faizi, bu tarihten itibaren ise avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 286,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy