Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31/05/2013 tarih ve 2013/96-2013/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, taraflar ile dava dışı yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin bu üyelerden herhangi ikisinin müşterek imzaları ile temsil ve ilzam olunduğunu, söz konusu şirketin 2002 yılında fiilen faaliyetlerine son verdiğini, bu şirketin vergi ve sigorta borçlarından şirket temsilcilerinin şahsen sorumlu bulunduklarını, da bu nedenle müvekkillerine yöneldiğini ve müvekkilleri tarafından şirketin borçlarının ödendiğini, davalının hissesi oranında bu borçtan sorumlu olduğunu, buna rağmen anılan alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketi temsile yetkili olmadığını, dolayısıyla kamu borçlarından da sorumlu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, aleyhine icra takibi ve kurum nezdindeki dosyalarından birinde borcunun bulunmadığı, diğerinde ise taksitlendirilerek borçların zamanında ödendiği ve ödemelerin şirket adına yapıldığı ancak kim tarafından yapıldığının bilinmediği bildirilmekle, temsilcilerin kamu borçlarından sorumluluğunun ikinci derecede olduğu, kamu idaresinin sorumlu yönetim kurulu üyelerine başvurmadan önce ortaklık tüzel kişisini takip etmekle yükümlü olup, prim borcunun yönetim kurulu üyesi davacılardan değil şirketten tahsil edildiği gerekçesiyle, davanın ve davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
.../...
-2-
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy