Taraflar arasında görülen davada verilen 15.04.2013 tarih ve 2013/49-2013/113 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankaya müvekkilinin yatırmış olduğu mevduatlarının ödenmediğini ileri sürerek, alacağın ve toplam 152.000 USD alacağın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ve fer’i müdahil vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının, hesap açılması için davalı bankaya talimat verdiğ gönderilen paranın aslında fiilen gönderilmediği, hakim ve ortak hissedarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek suretiyle kullandırıldığı, bu hali ile güven kurumu olan bankanın bu durumu bilerek davacıyı yönlendirdiği, bu nedenle davalı sorumlu olduğu, bu durumda davacının davalı bankadannezdindeki mevduatını talep edebileceği, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile fer’i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek hüküm altına alınan miktarlara 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca 1 yıllık vadeli USD ve EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak tahsil kararı vermek gerekirken yazılı şekilde avans faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca davalı bankanın harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru bulunmamış ve kararın bu yönlerden davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde anılan yönlerden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekili ve fer’i müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (HÜKÜM) fıkrasının 1.bendi ikinci satırında yer alan "… işleyecek avans faiziyle…" ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine “Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile .." ibaresinin eklenmesine, yine hükmün 2. bendin tümü ile hükümden çıkarılarak yerine "davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" ibaresinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy