MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 34. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.03.2013 tarih ve 2011/66-2013/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'ın 10.09.2001 tarihinde ... A.Ş. nezdinde iken önce ... A.Ş. sonrada davalı ...Ş.'ye aktarılan 8.000,00USD meblağlı teminat mektupları nedeniyle blokeli tutulan mevduatına 08.10.2002 tarihinden itibaren, müvekkillerine ait Bayındırbank A....de iken davalı ...'na aktarılan ortak hesaptaki 31.037,27 USD meblağlı teminat mektupları nedeniyle blokeli tutulan mevduata da 03.06.2002 tarihinden itibaren faiz işletilmediğini ileri sürerek, müvekkilleri için toplam 5.200,00 USD faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle, müvekkili ...'a ait hesap için 3.029,00 USD, tüm müvekkillerine ait ortak hesap için 12.500,00 USD'nin tahsil tarihindeki ... efektif satış kuru üzerinden TL olarak tahsiline, müvekkili ...'a ait hesaptaki 8.000,00 USD, tüm müvekkilerine ait ortak hesaptaki 31.037,27 USD tutarındaki mevduata, davalı banka tarafından dava tarihinden itibaren blokelerin devam ettiği sürece kamu bankalarında USD mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil bankanın, ... bünyesindeki fon bankası olup, bankadaki vadeli mevduatların vadelerinin temdit edilmemesi hususunda fonun talimatları neticesinde vadeli mevduatlardaki temditlerin kaldırıldığını, dava konusu mevduatların ... ve dava dışı şirketin kredi riskleri nedeniyle blokeli olduğunu, genel kredi sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca, müvekkili bankanın rehin tutulan bu mevduatlara faiz işletme veya işletmeme hakkının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yanlar arasında bağıtlanmış mevduat hesabına faiz yürütülemeyeceği yönünde bir sözleşme bulunmadığı, BBDK-... talimatının normal mevduatlardaki temditler kapsamında
düşünülemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı ... ...'a ait 8.000,00 USD tutarındaki mevduata dava tarihine kadar işleyen faiz alacağı olan 3.029,00 USD'nin davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine, davacılara ait 31.037,27 USD ortak hesaptaki mevduata dava tarihine kadar işleyen faiz alacağı olan 12.500,00 USD davalıdan alınıp davacılara eşit şekilde ödenmesine, davacı yanın dava konusu her iki mevduata faiz isteminin haklı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacılar vekiline 27.05.2013 günü, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ise 21.06.2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davacılar vekili tarafından gerek HUMK'nın 432/1. maddesinde yazılı 15 günlük süre gerekse HUMK'nın 433/2. maddesinde öngörülen 10 günlük katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 05.07.2013 tarihinde temyiz edilmiştir. HUMK'nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi , 01.03.1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Dava, mevduat hesaplarına bankaca faiz uygulanmaması nedeniyle işlemiş faiz istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacılar ... ve ... bakımından, teselsülsüz müşterek hesap sahipleri olarak 5-79368 nolu hesapta 1/3'er payları oldukları kabul edilmek suretiyle, bu hesapta dava konusu dönemde davalı bankanın aynı hesap türü için uyguladığı faiz oranı üzerinden faiz hesabı yapılarak davanın bu çercevede kabulü gerekirken 3095 Sayılı Kanun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz hesaplanması doğru görülmemiştir.
4- Davacı Sıtkı Tolan bakımından ise, davacıya ait müstakil mevduat hesabına ve diğer davacılarla birlikte olan teselsülsüz 1/3'er müşterek hesabına davacının asaleten ve kefaleten kullandığı krediler kapsamında verilen ve halen mer'i olan teminat mektupları nedeniyle bloke konulmuş olduğu taraflar arasında ihtilafsızdır. Davacının asaleten imzaladığı 18.09.1995 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin 14/2, ve kefaleten imzaladığı 26.04.2000 ve 13.12.1999 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri'nin 19/C maddelerinde hesaplara bloke koyma ve bloke konulan hesaplara faiz uygulayıp uygulamama yetkisi davalı bankaya bırakılmıştır. Bu durumda, mahkemece, dava konusu her iki mevduat hesabına konulan blokelerin konulma tarihleri tespit edilerek, dava konusu edilen dönemden önce bloke konulmuşu ise, bloke tarihinden dava konusu edilen döneme kadar davalı bankaca faiz uygulama yetkisinin kullanıp kullanılmadığı üzerinde durularak, eğer bankaca bloke tarihinden dava konusu edilen döneme kadar faiz uygulanmış ise, davalı bankanın blokeye rağmen faiz uygulama takdirini kullandığının kabulü gerektiği, aksi takdinde davalı bankanın blokeli hesaplara faiz uygulamama yetkisini kullandığının kabulü gerektiği sonucuna varılarak, bu araştırmaya göre hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken
taraflar arasındaki mevduat sözleşmesinde böyle bir şart bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
5- Ayrıca kabule göre de,
a-) Davacı Sıtkı Tolan yönünden de, yukarıda 2 nolu bentte açıklandığı üzere faiz hesabının 3095 sayılı Kanun 4/a maddesi uyarınca hesaplanması doğru değildir.
b-) Bankacılık Kanun'nun 140. maddesi gereğince davalı banka harçtan muaf olmasına rağmen hükmün 2 numaralı bendinde karar ilam harcının davalı bankadan tahsiline karar verilmesi yanlış olduğu gibi, bu hükümle çelişecek şekilde hükmün 3. bendinde davalı bankanın harçtan muaf olduğu bu nedenle harç alınmasına yer olmadığına karar verilerek hükmün karıştırılması hatalı olmuştur.
6- Davacılar vekili her iki USD cinsinden mevduat hesabı için tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL olarak tahsilini talep etmiş olmasına rağmen mahkemece USD cinsinden hüküm kurulması doğru olmamış, temyiz edenin sıfatına göre, usulü kazanılmış haklar gözetilerek bir hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
7- Yine, talep olmadığı halde hükmün 1-c bendinde davacı yanın dava konusu her iki mevduata faiz yürütmekte haklı olduğunun tespitine karar verilmesi de yerinde olmamış kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar alınmasına, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.