Taraflar arasında görülen davada verilen 2013/13680-2014/4732 tarih ve 2006/192-2013/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı Vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay denetiminden de geçerek kararın kesinleştiğini ileri sürerek, adı geçen dosyanın yargılanmasının yenilenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, yargılamanın iadesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığını, kıyas yolu ile genişletilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davanın yasal şartlarının oluşmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; her ne kadar davacı tarafça 16.04.2002 tarihli cevabi yazısının davanın reddine dayanak teşkil ettiği ve sahteliğinin sabit olduğundan bahisle yargılanmanın yenilenmesi talep edilmiş ise de; yargılanmanın yenilenmesi talep edilen dosyanın gerekçeli kararı incelendiğinde, dava konusu poliçeye ilişkin davacı tarafa davalı yetkililerince ihtarat yapıldığı ve davacının poliçenin bitiminden ve prim ödeme gerekliliğinden haberdar olduğunun, buna rağmen davacının ilk primi ödemediğinin sabit kabul edildiği, TTK'nın 1295/3. maddesi uyarınca ilk prim ödenmeden sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, yerleşik yargı kararlarında süre bitimi nedeni ile düzenlenen poliçenin hukuken ilk poliçenin devamı niteliğinde olmadığı, böylelikle de dosya kapsamı itibari ile tek başına 16.04.2002 tarihli yazının davanın sonucunu değiştirecek nitelikte olmadığı, yazı içeriğinin gerçeği yansıtmadığı hususu sabit olsa da bunun yargılamanın iadesi sebebini oluşturmayacağı gerekçesiyle; yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı Vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy