MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2013 tarih ve 2013/94-2013/820 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, devlet memuru olarak çalıştığını, davalının maaşının tümünü bloke koyması nedeniyle yaklaşık 10 aydır maaş alamadığını ileri sürerek haksız el konulan 5.854,51 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kefaletinden dolayı müvekkiline borçlu olduğunu, gerek cari hesap sözleşmesinde tanıdığı takas ve mahsup hakkı, gerekse hakkında yapılan iki ayrı takip nedeniyle maaş hesabına bloke konulup alacaklarının tahsili yoluna gidildiğini, işlemlerin Kanuna uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmesinde her türlü hak ve alacaklarının tamamının bankaya rehin ve temlik edildiği düzenlenmiş ise de sözleşmenin bu maddesinin BK'nın 19. ve 20. maddeleri gereği geçersiz olduğu, İİK'nın 82. ve 83. maddelerine göre sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların geçerli olmayıp davalının maaşı üzerinde yalnız 1/4 oranında kesinti yapılabileceği, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davacı, dava dilekçesinde 5.854,51 TL'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsilini istemiş, faiz başlangıç tarihini belirtmemiştir. Ayrıca davacı, 21.03.2013 tarihli dilekçesi ile de alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını istemiştir. HUMK’nın 74'üncü (6100 sayılı HMK'nın 26'ncı) maddesi gereğince hakim, iki tarafın iddia ve savunması ile bağlıdır, talepten fazlasına hükmedilmesi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi .../...
gerekirken hükmolunan alacağın dava tarihinden daha önceki bir tarih olan 23.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 nolu bendinde yer alan "23/01/2009 tarihinden" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "dava tarihinden" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 299,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy