Taraflar arasında görülen davada verilen 07.05.2013 tarih ve 2011/319-2013/235 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı 20,7 oranında 207.000 adet hissenin sahibi olduğunu, davalı ...'in en büyük hissedarı ve tek yetkili yönetim kurulu başkanı olup, diğer davalı ...'in ise şirketin denetçisi olduğunu2/04/2009 tarihinde yapılan 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait genel kuruluna sunulan bilançosunda müvekkilinin 2007 yılı cari hesabında adı geçen şirketten 680.722,62 TL alacağı görüldüğü halde, müvekkiline bu tutarın ödenmediğini, 2008 yılına ait bilançoda bu tutarın ödenmiş olarak gözüktüğünü, 2008 yılında müvekkilinin hisselerinin %50'si oranında maliki olduğu in 2009 yılı faaliyeti ile ilgili yapılan 24/11/2010 tarihli ve 26/01/2011 tarihli genel kurullarına sunulan bilançolarda yine müvekkilinin 680.722,63 TL alacağının cari hesaplarda görünmediğini, yönetim kurulunun bu yanlışlar neticesinde ortaklığın, ortakların ve alacakların doğrudan yada dolaylı zararlarına karşı sorumlu tutulduğunu, olayda müvekkilinin bu yanlış açıklama neticesinde doğrudan zararı olduğunu, ...'e ödendiği iddia edilen 680.722,63 TL'nin müvekkiline ödenmediğini, ayrıca davalılara ve şirkete bu konuyla ilgili analıyla ihtar çekildiğini ve 680.722,63 TL’nin müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, ancak ihtara cevap verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şirket cari hesabındaki alacaklarının şimdilik 100.000,00 TL’nin reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın sorumluluk davası olmayıp, şirketten alacağa ilişkin olduğu için alacağın ispatlanması gerektiğini, şirketin davacıdan borç para almadığını, ...'in 2004 yılından 2006 yılının 11. ayına kadar yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, 2008 yılı da dahil olmak üzere 2009'a kadar şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, öncelikle başkan olduğu dönemlerde bu alacağının nasıl oluştuğunun ispat etmesi gerektiğini, davacının gerçekte böyle bir borç vermediğini ama defterleri usulüne uygun
.../...
-2-
tutmayarak kendisini alacaklı gösterdiğini ve şimdi de defterlerin usulsüz tutulmasının kendi hatası değilmiş gibi davranarak müvekkili endi usulsüzlüğünden sorumlu tutmaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın alacak olarak gösterdiği miktarın kaynağının ve ispat vasıtasını göstermemesi ve ispatlayamaması sebebiyle dava dışı Güneksan şirketinden alacaklı olmadığı, dolayısıyla alacaklı olmayan bir konuda şirket defterleri de daha sonradan borcun sonlandırılması amacıyla virman yapıldığı şeklinde defterlere kayıt düşülmesinin alacağın ispatı için yeterli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy