Taraflar arasında görülen davada verilen 18/04/2013 tarih ve 2011/78-2013/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında bulunan taşıma ilişkisi nedeniyle davalının müvekkiline 15.163 TL borcu bulunduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili için Müdürlüğü’nün 2011/149 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının 5.000,00 TL yönünden borcunu kabul ettiğini, ancak kalan kısım yönünden itirazda bulunduğunu, itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın iptalini ve %40'dan az olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacının müvekkiline ait bir teknenin davacı tarafından taşınması konusunda bedel belirlemeksizin anlaştıklarını, davacının taşıma edimini gerçekleştirdiğini, davacının bu taşımaya karşılık 15.000,00 TL bedelli fatura gönderdiğini, bu faturanın rayiç bedelin fazlasıyla üzerinde olması nedeniyle iade faturası gönderildiğini, yapılan işin bedelinin mahkeme tarafından tespiti gerektiğini, iade faturası kötü niyetli olarak iade edildiğini, rayiç bedelin araştırılarak takip dosyasına yatırıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davacı tarafından gerçekleştirmiş olduğu taşıma edimi nedeniyle 15.163,00 TL’lik faturayı davalıya gönderdiği, davalı tarafından 13/11/2010 tarihinde defterlerine kayıt edildiği, davalı tarafından 31/12/2010 tarihinde 10.163,00 TL yönünden iade faturası kesildiği, her ne kadar tacirler arasındaki ilişkide gönderilen faturadaki işlemin yapıldığına dair, faturanın delil niteliği bulunmasa da yapılan işle ilgili düzenlenen faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde bedelin kabul edildiği anlamına geldiğinin TTK’nın 23. maddesinden anlaşıldığı, tarafların her ikisinin tacir olduğu, davacı tarafından gönderilen faturaya davalı tarafından 8 gün içerisinde itiraz edildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, kendi kayıtlarına göre iade faturası da bu süreden sonra gönderilmiş olduğu, bu haliyle 8 gün içerisinde itiraz edilmediğinin kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile; davalının Müdürlüğü’nün 2011/149 Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu kısmi itirazın iptali ile, takibin 10.163,00 TL yönünden devamına, takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak talep edilen miktarda faiz yürütülmesine, alacağın % 40 'ı olan 4.065,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 520,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy