MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/03/2013 tarih ve 2009/713-2013/110 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında altın kredi sözleşmesi imzalandığını, karşılığında kredi miktarı kadar bazen daha fazla nakit rehni yapıldığını, buna ilişkin olarak da mevduat rehni senedi imzaladığını, kullanılan krediye yönelik borcunu aksatmadan ödemeye başladığını, davalı bankanın 18/02/2009 tarihinde hesabı kat ederek kredilerden doğan ana para , faiz, komisyon, BSMV'nin ödeme tarihine kadar işleyecek temerrüt faizi ile birlikte 24 saat içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, mevcut rehinli nakdi olmasına rağmen neden ihtar çekildiği hususu bankaya sorulmasına rağmen cevap alınamadığını, kendi araştırması ile altının aşırı yükselmesinden dolayı marjının eksik kaldığını öğrendiğini, eksik kısmın tamamlandığını, 11/03/2009 tarihinde şubece kredi faiz oranının %8'den %10,5'a çıkarıldığının bildirildiğini, 18/09/2009 tarihinde de ikinci ihtarname keşide edilerek o tarih itibari ile hesabın kat edilip kredilerden doğan ana para, faiz, komisyon ve BSMV'nin ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte 24 saat içinde ödenmesinin ihtar ettiğini, bankanın herhangi bir risk olmadan hesabı kat ettiğini, kredinin mevduat karşılığı kullandırıldığını, bu yüzden davacının temerrüde düşmeden temerrüt muamelesi gördüğünü, davalı bankanın hesabında mevduat olan müşterisine daha düşük faiz uygulaması gerekirken davacıya daha yüksek faizle kredi kullandırdığını, davalının bu eylemleri nedeni ile zarara uğradığını ileri sürerek, davalı bankanın haksız eyleminden doğan menfi ve münfet zararlarının tespit edilmesi ve davacıya ödenmesi ile davacının sözleşmeyi yaptığı andan itibaren alması garanti edilen hizmeti alamamasından doğan zararların giderilmesi için 20.000,00 TL manevi tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, haksız fiil şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kredi ilişkisinin başladığı tarihten kredi ilişkisinin sona erdiği tarihe kadarki banka uygulamalarının sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu bu durumda da davacının maddi ve manevi zarar isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy