Taraflar arasında görülen davada verilen 17.12.2012 tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin sayılı ve “” unsurlu marka başvurusuna, başvurunun resmi yapılan yayınına müteakip, müvekkilinin “” unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın,'nunsayılı kararıyla reddedildiğini, müvekkili markalarının her birinin tanınan bilinen marka olup gıda mamulleri üzerinde halka çağrışım yaptığını, markaların toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle 30. sınıf ve yakın sınıflarda hiç tanınmayan dava konusu markanın tescilinin davalı tarafa pazarda haksız yere kazanç sağlayacağını ileri sürerek ararının iptaline, marka tescil edilmiş ise markanın hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının bütüncüllük ilkesi kapsamında ve ortalama tüketici kitlesinin genel izlenimi ve bakış açısına göre karşılaştırıldığında, görsel, kavramsal ve sesçil olarak tamamen farklı markalar oldukları, tescil kapsamlarının aynı olmasının sonuca etkili olmadığı, tescil kapsamları örtüşen ve davacı adın önceden tescilli olan “” unsurlu markaları bilen ortalama tüketici kitlesinin sonradan ” unsurlu markayı aynı mallar üzerinde gördüklerinde markalar arasında bağlantı kurma ihtimallerinin bulunmadığı, markalar arasında KHK'nın 8/1 (b) maddesi anlamında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafın müvekkili markalarının tanınmış marka niteliğine kavuştuğuna işaret edecek ölçüde yeterli delil sunmadığı, markalar arasında görsel ve sesçil benzerlik düzeyinin yok denecek kadar düşük, kavramsal benzerliğin ise hiç bulunmadığı, davacı markalarının bir an için tanınmış marka haline dönüştüğü kabul edilse bile, KHK'nın 8/4. maddesindeki etkilerin söz konusu olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy