Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 24/11/2011 tarih ve 2008/10-2011/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, markasının müvekkilinin tescilli markası olduğunu, davalı tarafından aynı ürünler üzerinde, müvekkili markası ile iltibas yaratacak şekilde markasının kullanıldığını, müvekkili markasının ülkemiz dışında ayrıca ülkelerinde ve çerçevesinde 09/06/2003 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, ayrıca müvekkilinin marka ve ambalajının da davalı tarafından kullanıldığını ve bu durumun müvekkili marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, men ve ref'ini, taklit ürünlerin ve ibareli taklit ürün ambalajlarının bulundukları yerden toplatılarak imhasını, 50.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tasarım tescil belgeleri ile faydalı model belgelerinin 554 sayılı KHK'daki unsurları taşımaması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, davacı adına tescilli tasarım ürünlerinin üretim ve ticaretinin, uzun yıllardır hem yurt dışında hem de yurt dışı pazarlarında yapılmakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; her iki ambalaj üzerindeki markalar ve davacının tescilli markalarının ibareleri değerlendirildiğinde, esaslı unsurun ve ayırt ediciliği sağlayanın ibaresi olduğu, ibareleri karşılıştırıldığında, ayırt ediciliği ibarelerinin karşılaması sebebiyle ambalaj kullanımında da tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, dolayısıyla dava da ileri sürülen markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiası ve buna bağlı olarak istenilen tazminat taleplerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy