Taraflar arasında görülen davada verilen 06.11.2012 tarih ve 2010/42-2012/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ve asli müdahil-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri ticari araçlarda yolcu ve sürücü koltuk sistemleri ürettiğini, bu ürünlerini ibareli tescilli markası ile piyasaya sürdüğünü, davalıların ibareli bir markası bulunmadığı halde, yurt dışından markasını taşıyan koltuk ürünlerini ithal etmek üzere gümrükte bulundurduklarının tespit edildiğini, davalılardan ' markasını müvekkilinin izni olmaksızın markayı ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit ederek kullandıklarını ileri sürerek oluşan tecavüz fiillerinin durdurulmasını, önlenmesini ve giderilmesini, gümrük müdürlüğünce el koyulan ürünler üzerindeki markaların silinmesini ve imhasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin ''kiel markasına ilişkin dava açma noktasında aktif dava ehliyeti bulunmadığını, '''' markasına ilişkin lisans sözleşmesinin 19.10.2009 tarihinde '''' markasının sahibi tarafından fesih edildiğini savunarak davanın reddini savunmuşlardır.
Davaya müdahil olan ... vekili, "" markasının 1944 den beri müvekkiline ait olduğunu, davacının aralarındaki lisans sözleşmesine aykırı olarak markayı kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek asıl davanın reddini ve davacı adına tescilli 2003/02022 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca asli müdahil-karşı davacı ...'nin davalı ...Hukuk Mahkemesi'ne açtığı dava sonucu 2008/645 Esas ve 2009/377 karar
.../...
-2-
sayılı kararla markasının ... şirketine ait olduğu, taraflar arasındaki 01/12/2002 tarihli sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalının bu markayı lisans alan sıfatıyla adına tescil ettirmesi gerektiği halde marka sahibi olarak kendi adına tescil ettirdiği ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın sonuçlarının geçmişe etkili olacağı, davacının artık adına daha önce tescilli marka haklarına dayanmasının mümkün olmadığıgerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili ve asli müdahil-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu markasının Karar sayılı kararı ile hükümsüz kılınmış bulunmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asli müdahil-karşı davacı ve davacı-karşı davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy