Taraflar arasında görülen davada verilen 25.06.2013 tarih ve 2012/625-2013/431 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilini mevduat hesabı olduğunu, banka personelinin aldatması ve kasti yönlendirmesi ile paralarını off-shore hesabına yatırdığını, ancak paranın hiçbir zaman off-shore hesabına gitmeyip,uhdesinde kaldığını, mudilerin banka personelinin hileli yönlendirmesiyle akdin icrasına neden olunduğu için akdin geçerli olmadığını, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek 15.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca tarafından gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs’a aktarılmadığı, hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın Bankacılık Yasası ve TTK'nın 321/5 maddesi gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Banka vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı davalı I vekiline 26.07.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, karar aynı vekil tarafından, HUMK'nın 432/1'nci madde
.../...
-2-
hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 25.09.2013 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4'ncü maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Bir davada kararı temyiz etme hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir. Temyiz isteminde bulunan talebe konu davada fer'i müdahil konumundadır ve ancak davalı tarafın geçerli bir temyiz istemi yanında kararı temyiz etme hakkına haizdir. Davaekilinin geçerli bir temyiz istemi olmadığına göre vekilinin de kararı temyiz etme hakkı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin, HUMK'nın 432/4. madde hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle fer'i müdahil vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy