MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2013 tarih ve 2012/37-2013/246 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının bir şirket kurmak konusunda anlaştıklarını, davalı şirketin yetkilisi .... kurulması düşünülen şirketin faaliyetlerini icra edeceği teknik alet ve edevatın temini için şirket kurulmadan müvekkilinden para talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin iki seferde toplam 319.051 TL'yi davalı şirketin hesabına yatırdığını, parayı alan davalı şirket yetkilisinin müvekkilini malzemeler alınacak diye oyaladıktan sonra ortadan kaybolduğunu ileri sürerek, 319.051 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacının, davacının yakınları ile birlikte kuracağı şirketin alt yapısının hazırlanması, marka ve tanıtımının yapılması konusunda anlaştıklarını, bu kapsamda müvekkilinin davacıya danışmanlık hizmeti verdiğini, ayrıca şirket için gerekli malzemeleri satın aldığını, yapılan ödemenin bu hizmet ve malzemelere karşılık olduğunu, alınan malzemelerin davacıya teslim edildiğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı ile bir şirket kurulacağının iddia edildiği ancak bu iddianın ispat edilemediği, davacının gönderdiğini iddia ettiği paranın davalı yanca kabul edildiği, davalının davacıya sunduğu hizmet ve sattığı mal karşılığında bu paranın gönderildiğini savunduğu ve buna ilişkin davacının da imzasını taşıyan iki adet irsaliyeli fatura ibraz ettiği, söz konusu faturalara yasal süresi içinde davacı tarafından itiraz olunmadığı, bu durumda faturaya konu malların davacıya teslim edildiğinin kanıtlandığı, ayrıca sunulan faturalardaki toplam bedel ile davacının gönderdiği paranın denk olduğu gözetildiğinde davacının herhangi bir alacağının bulunmadığının kabulünün gerektiği, sunulan faturalar altındaki imzalara davacı yanca itiraz edilmiş ise de VUK'un 229.maddesi uyarınca fatura aslının davacı müşteride bulunması gerektiğinden ve davacı yanca da fatura asılları sunulmadığından imza incelemesi yaptırılmasının mümkün olmadığı, mevcut haliyle davacının, malların teslim edildiği hususunun aksini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının savunmasının vasıflı ikrar niteliğinde olmasına ve bu durumda ikrar bölünemeyeceğinden ispat yükünün davacının üzerinde bulunmasına, davacının da iddiasını ispat edememesine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy