Taraflar arasında görülen davada verilen 28/02/2013 tarih ve 2011/7-2013/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline dava dışı şirket tarafından verilen çekin tahsil için dava dışı kişiye verilmek üzere davalı ...'e verildiğini, anılan davalının çeki dava dışı kişiye vermeden önce yetkilisi bulunduğu davalı şirketin daha sonra kendi cirosunu yazarak işlem yaptırdığını, çekin gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, davalı şirketle dava konusu çekin verilmesini gerektirecek hiçbir ticari ilişkisinin mevcut olmadığını, davalı ...'in dava konusu çeke dayalı haklarında icra takibi yaptıklarını ileri sürerek davalının yaptığı icra takibinde asıl alacaklının davacı olduğunun ve davalı ...'in davacıya borçlu olduğunun tespitine, çek bedeli olan 180.609 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisine verdiği borç nedeniyle kendisine verildiğini, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle icra takibi yapıldığını ancak çek bedelini tahsil edemediklerini, davacı firmanın çeki kendi adına tahsile koyması mümkünken kendisine verip tahsil yoluna gittiği iddiasının kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çek üzerinde yapılan incelemede yapılan cironun tahsil cirosu olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalı ve davalı ...'in birbirini takip eden zincirleme ciro silsilesi yoluyla çekin hamili oldukları hususunun çek metninden anlaşıldığı, bunun aksinin davacı tarafça aynı kuvvette delil ve belgelerle ispat edilemediği, davalı ...'in çekin gerçek hak sahibinin davacı olmadığına, kendisine olan borçtan dolayı ciro yoluyla alarak takip konusu ettiğine dair usulüne uygun yemin ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
.../...
-2-
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy