Taraflar arasında görülen davada verilen 03/05/2013 tarih ve 2011/676-2013/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin, müvekkili şirkete ait krom cevherlerinin davalı şirkete ait Mersin'de bulunan depolarda muhafaza edilmesi konusunda aralarında anlaştıklarını, krom cevherlerinin belirtilen tarihlerde davalı şirkete teslim edildiğini, cevherlerin numunelerinin davalı şirketçe alınmadığını, teslim edilen cevherlerin iadesi istenmiş ise de toplam 667.300 tonaj Cr %44,2 olan krom cevherlerinin müvekkili şirkete iade edilmediğini ve gerekçede bildirilmediğini, davalı şirketin deposunda bulunan cevherlerin, müvekkili ile arasında yapılan anlaşma doğrultusunda bu şirkete satıldığını, satış işleminin davalı şirkete bildirilerek iadesinin talep edildiğini ve bu nedenle ihtar çekildiğini, ancak bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, davalı şirketin haklı bir sebep olmaksızın anlaşmadaki yükümlülüklerinin hiçbir hukuki dayanağı olmadan yerine getirmediğini belirterek, 667.300 tonaj lan krom cevherlerinin iadesine, davalı tarafından krom cevherlerinin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle, müvekkilinin ortaya çıkan zararlarının tanzim edilmesi amacıyla şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL’lik zararın işleyecek olan yasal ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, krom miktarının doğru olduğunu ve müvekkili şirketin zilyetliğinde depoda muhafaza edildiğini, aylık 667 USD ardiye ücreti işlediğini ve ödeme yapılmadığını, dava tarihinden önce 2010 yılı içinde, temsilcileri müvekkili şirketin zilyetliğindeki maden emtiasının kendilerine satıldığını ve mülkiyetin kendilerinde olduğunu beyan ettiklerini, emtianın davacıya iade edilmemesini beyan ettiklerini, davacı ile müvekkili şirketin bu konuda görüştüğünü, ancak davacının bu üçüncü şahıs firma ile aralarındaki soruna açıklık getiremediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait 667,300 ton krom cevherinin davalıya ait depoda bulunduğu ve 2010 yılı başlarında depolanan bu cevherin davacı tarafından 04/05/2010 tarihinde istendiği, ancak davalının cevherin dava dışı bir firmaya satıldığının kendilerine bildirilmesi üzerine davacıya teslim etmediği, bunun üzerine davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 818 sayılı eski Borçlar Yasasının 466. maddesine göre ardiye sahibinin depolanan malı, istendiği her an nemalarıyla birlikte geri vermekle yükümlü olduğu, olayda davalının davacıya krom cevherini teslim etmemekte haksız bulunduğu, her ne kadar davacı tazminat talebinde de bulunmuş ise de dosyadaki delillerden davacının zarara uğradığı ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirkete ait depoda bulunan 667,300 kg Cr %44,2 krom cevherine yönelik davalı müdahalesinin önlenmesi ile cevherin davacıya teslimine, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy