Taraflar arasında görülen davadakemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.03.2013 tarih ve 2012/9-2013/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilinin ibareli markası ile" ibareli markasını yılarında tescil ettirdiğini, bu markayı pastacılık ve pastanecilik hizmetlerinde kalite sembolü haline getirdiklerini, müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanmak isteyen davalının bu markaları taklit ederek "" ibaresiyle pastacılık ve unlu mamüller satışı yaptığını, bu marka altında pastacılık hizmetleri verdiğini, davalıya ait işyerinden alışveriş yapılarak kartvizit ve fiş alındığını, davalı hakkında hazırlık soruşturması başlatıldığını, davalının" biçimindeki marka tescil başvurusunun reddedildiğini, davalıya 08.07.2003 tarihli ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine davalının bu kez " markasını kullanmaya başladığını, böylece müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 10.000 YTL manevi, şimdilik 1,000 YTL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 556 sayılı KHK'nin 62, 64, ve 66. maddeleri hükmünce tahsilini, davalının marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasını ve önlenmesini, davalı şirket unvanındaki değirmen ibaresinin terkinini, işletme üzerinde asılı olan tabelanın ve markanın kullanıldığı diğer eşya üzerindeki marka kullanımının önlenmesini, el konulan ürünlerin imhasını ve kararın ilanını talep ve dava etmiş, 20.3.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle de maddi tazminat istemini 223.680,00 YTL yükselterek bu miktarın ticari reeskont faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketin markasına tecavüz etmediğini, davacı tarafın tescilinin 29, 30, 31 ve 32. sınıflarda olduğunu, müvekkilinin tescilinin ise 35 ve 42. sınıflarda olduğunu, müvekkiline abareli marka tescilinin
.../...
-2-
bulunduğunu, müvekkili hizmetlerinin sadece pastacılık ve pastanecilik olduğunu, müvekkilinin açık büfe kahvaltı hizmeti vb. faaliyetleri sonucunda tanındığını savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, maddi vaka tespiti yapan beraat kararı hukuk hakimini bağlayacağından, her ne kadar mahkemece verilen daha önceki kararda davalının eylemi farklı şekilde nitelendirilmiş ise de, davanın açıldığı ve beraat kararının kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre, davalının "Beyaz Değirmen" biçimindeki kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı ve iltibasa yol açmadığı yönünde maddi vaka tespiti yapan bu beraat kararı hukuku hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.06.2011 tarihli bozma gerekçesi ve kararı ve beraat gerekçesi dikkate alınarak ve davalının ticaret siciline kayıt tarihi ve dava tarihi de gözetilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy