Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 18/04/2013 tarih ve 2013/166-2013/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sözleşmesine dayanılarak 550.000 TL tutarında kredi açılıp kullandırıldığını, borçlu kooperatifçe bu kredinin ortaklarına dağıtıldığını ve kredinin teminatı olarak ortaklardan alınan müşterek ve müteselsil borç senetlerinin bankaya temlik edildiğini, bu temlik işlemi ile kooperatifin alacakla ilgili tasarruf hak ve yetkisinin kalmadığını, borçluların borçlarından kurtulmaları için kural olarak alacağı yeni alacaklı olan müvekkili bankaya ödemeleri gerektiğini, kooperatif ile ortakları arasında müşterek borçlu ve müteselsil borç senedi başlığı altında düzenlenen sözleşmelerde yer alan ibarelerle ortakların temlikten haberdar olduklarını ileri sürerek, asıl davada 12.369 TL, birleşen davada ise 14.650,11 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek % 26 değişken faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
.../...
-2-
Asıl davada davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, 1055 sayılı tarafından 11/10/1999 tarihinde müşterek ve müteselsil borç senedi başlıklı kredi sözleşmesi ile davalılara kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesine dayanan alacağın, alacağın temliki hükümlerine göre davacıtemlik edildiği, davacı bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığı ancak davalı olan borçlular tarafından kasa tahsil fişleri ve ayrıca celp edilen kayıtlara göre davalı borçluların kendilerine teslim edilen ve tütünü satın alan firma tarafından düzenlenen müstahsil makbuzu ile ödeme yaptıkları, kooperatif alacağına mahsuben alacaklarından nakit ve kesintiler yolu ile vade tarihinden önce ve sonra yapılan ödemeler dikkate alındığında tüm borcun kapanmış olduğu, davalıların dava tarihi itibarı ile müşterek ve müteselsil borç senetlerinden kaynaklanan borçlarının kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, asıl ve birleşen davada davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 28/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy