MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2013 tarih ve 2011/117-2013/102 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.10.2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirket tarafından 10.07.2001 tarihinde davacılar aleyhine haksız rekabet davası açıldığını, o davada yapılan yargılama sonucunda verilen kararda müvekkiller hakkındaki davanın kısmen kabulü ile ve bir kısım eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile bu fiillerde bulunmaktan men edilmelerine, karar kesinleştiğinde masrafı aleyhine hüküm kurulanlardan tahsil edilmek suretiyle Türkiye genelinde yayınlanan yüksek tirajlı bir gazetede ilanına karar verildiğini, bu kararın 1, 2 ve 4. fıkralarının Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğini, yalnızca maddi tazminata ilişkin hüküm fıkrasının bozulduğunu, bozulan kısım yönünden yapılan yargılama sonucunda bu kez hüküm kurulduğunu, ancak bu kararda daha önce verilen 1, 2 ve 4 nolu fıkraların kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığının belirtildiğini ve yalnızca maddi tazminata ilişkin hüküm kurulduğunu, ancak davalı tarafça yaptırılan ilanlarda mahkemenin esas ve karar nosunun bozmadan sonraki numaralarının gösterildiğini, metnin altında ilk kararı veren hakimlerin ve katibin sicillerinin yazılı olduğunu, ikinci kararda haksız rekabete ilişkin hüküm kısmı olmamasına rağmen haksız rekabete ilişkin fıkraların ikinci kararın hükmü gibi ilan edildiğini, yine ikinci verilen kararda haksız rekabetin ilanına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, davalı tarafın davacıları piyasada ve müşterileri önünde küçük düşürmek ve haksız rekabet yaratmak amacıyla resmi bir belgeyi bozarak başkalarını aldatacak şekilde tanzim edip kullandığını, ayrıca bu hususu adlı internet sitesinde aylarca yayınladığını ve bu şekilde haksız rekabette bulunduğunu, ayrıca mahkeme kararında ilanın aynı puntolarla yapılmasına karar verilmesine rağmen kasıtlı olarak büyük harflerle yapıldığını ileri sürerek, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin, 30 Kasım 2010 tarihli Milliyet Gazetesi‘nde yayınlanan ilan metninin mahkeme kararına aykırı olarak düzenlendiğinin tespitine, bu hususun gazetede ilanına ve her bir davacı için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve etmiştir.
Davalı vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, daha önce davalı şirketin davacılar aleyhine ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne haksız rekabet nedeniyle dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda davacıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ile bu eylemlerde bulunmaktan men edilmelerine ve kararın Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede ilan edilmesine karar verildiği ve kararın kesinleşmiş olduğu,her ne kadar davacılar yapılan ilanlarda karar metninin başında yer alan esas numarası ile altında yazılı hakim ve katip sicillerinin birbirinden farklı olduğunu belirtmiş ise de bu hususun mahkemece daha önce verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine ikinci kez verilen kararda ilk kararda verilip kesinleşen hüküm fıkraları hakkında yeniden hüküm kurulmadığı, yalnızca bozulan kısım hakkında hüküm kurulduğu, iki karardaki hakim sicilleri birbirinden farklı ise de sonuçta aynı uyuşmazlığa ilişkin bir önceki kararın devamı niteliğindeki ikinci karardaki hakim sicillerinin yayınlanmasının davacılar açısından herhangi bir haksız fiil teşkil etmeyeceği, bunun mahkeme kararında bir değişiklik olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, mahkeme kararında ilanın ne şekilde yapılacağına ve yayınlanacak ilandaki puntonun değerine ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığı, bu nedenle büyük punto ile yapılan ilanın mahkeme kararına aykırı olmayacağı gibi davacılar açısından da haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ilk karar ve ikinci kararın bir bütün olarak değerlendirilmesi nedeniyle, ancak ikinci karardan sonra yapılan ilanda ikinci kararın esas ve karar numarasının gösterilmesinin ve haksız rekabete ilişkin hüküm fıkrası da bu kararın içinde imiş gibi ilan yapılmasının davacılar yönünden herhangi bir zarar ve haksız rekabet oluşturmayacağı, gazetede yayınlanan ilan metninin davalının kazanmış olduğu bir davaya ilişkin hükmü kendi internet sitesinde yayınlamasına engel bir durum bulunmadığı, ilan metninde mahkeme kararına aykırı ve davacılar yönünden haksız rekabet teşkil edip, onları müşterileri ya da kamuoyu önünde küçük düşürecek herhangi bir hususun yer almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy