Taraflar arasında görülen davada verilen 01.03.2011 tarih ve 2009/60-2011/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "" marka ürünleri faaliyeti kapsamında fotokopi, faks makinesi, yazılım vb. büro sistemlerinin satışı, bakımı-onarımı ve kiralanması faaliyetlerini yürüttüğünü, ticaret unvanını 17.06.1993 yılında tescil ettirerek ticari yaşamına başladığını, itiraz konusu markada bulunan "" kelimesinin marka ve ticaret unvanı olarak 17.06.1993 tarihinden beri müvekkili tarafından kullanıldığını, "" denilince ilk olarak müvekkilinin akla geldiğini, davalı şirket kurucularından müvekkili şirketin daha önce ortağı olduğunu ve davacı şirket müşteri ilişkileri servisi idari müdürlük görevinden emekli olduğunu, adı geçenlerin davacı şirketten ayrıldıktan sonra aynı iştigal alanında aynı adla faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurduğunu, davalı şirketin kod numarası ile nezdinde marka tescil başvurunda bulunduğunu, yapılan itirazların önce arafından, sonrasında da tarafından reddedildiğini, davalı başvurusunun m.8/3 ve 8/5 gereğince reddinin gerektiğini; söz konusu haksız rekabet fiillerinin de başvurunun kötüniyetle yapıldığını ortaya koyduğunu ve 5/1. maddesi gereğince de reddinin gerektiğini iddia ederekn sayılı kararının iptaline ve 2006/47793 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin dava konusu alanda 1981 yılında işe başladığını, 1993 yılında " ismiyle davacı şirketi kurduğunu, davacının ise unvanlı şirketi ile davalı şirketine katıldığını, avalının sektörde güçlendiğini; ancak müvekkilinin şirketi davacıya terk etmek zorunda bırakıldığını, davacıdan ayrılan müvekkilinin adıyla iki şirket kurarak
.../...
-2-
davacıya rakip olduğunu, davacının ibaresine hiçbir katkısının olmadığını, davalının; davacı adını kullanmaya ve taklit etmeye ihtiyacı olmadığını, söz konusu ibarelerin ilk bakışta ayırt edilebilecek durumda olduğunu, Mas kelimesini davacıdan önce tescil ettiren çok sayıda firma olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı ’nın 8/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanımı ile "" ibaresi üzerinde bir hakkının olduğunun kabulü gerektiği, davacı faaliyetlerinin davalının başvurusu kapsamındaki faaliyetleri ile örtüştüğü; davacının 1993 yılından 2002 yılına kadar doğrudan, 2002 yılından sonra da "" ilavesi ile tescilsiz olarak kullandığı ve ticaret ünvanın esas ve ayırt edici unsuru olan "" ibaresi ile davalı markasının esas ve ayırt edici unsuru olan "" ibaresinin aynı olduğu; bu nedenle iltibasın kaçınılmaz olduğu dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 8/5 maddesi anlamında tescil engeli ve hükümsüzlük nedeninin de oluştuğu, Medeni Kanun'un 2., TTK'nın 20. maddesi hükümlerinin yeni kurulan şirketin yöneticilerine haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uygun davranması davalı şirket ticaret ünvanı ve tescilsiz markasına iltibaslar yaratmaktan kaçınma yükümlülüğü yüklediği,somut olayda davalı şirket ve yöneticilerinin aksi yönde tutum ve davranışlar sergilediği; çekişme konusu marka başvurusunun kötü niyetle gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile sayılı kararının iptaline,sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekili ve davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.