Taraflar arasında görülen davada verilen 16/04/2013 tarih ve 2011/424-2013/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının üstlendiği hızlı tren hattı projesi kapsamında müvekkilinin kazı işlerinin nakliyesini gerçekleştirdiğini, hafriyat taşıması yanında öngörülemeyen uzak mesafe taşımaları ve davalıya ait arızalı kepçenin sanayiye taşınmasını da gerçekleştirdiğini, bu taşımaların tutarlarına KDV eklendiğinde toplam alacağın 37.083,96 TL'ye ulaştığını, bu tutardan mazot, yemek ve sanayi giderleri düşüldükten sonra kalan tutar için fatura düzenlendiğini, müvekkili hesabına yatan 4.430 TL mahsup edilerek kalan 17.070 TL'nin tahsili için takip başlatıldığını, davalının icra dosyasına 5.082 TL ödeme yaptığını, kalan 12.235,50 TL'lik kısma ise itiraz ettiğini ileri sürerek, 12.235 TL alacağın iskonto faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça düzenlenen 19.497,14 TL ve 5.752,50 TL'lik faturaları kabul ettiklerini ancak 01.06.2011 tarihli 3.152 TL'lik fatura karşılığı taşımanın hayali olduğunu, fatura tutarlarına KDV dahil olduğundan ayrıca KDV talep edilemeyeceğini, mazot, yemek ve sanayi gideri mahsup edildikten sonra kalan kısmın davacının hesabına ve icra dosyasına ödendiğini, davacının alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı defterlerinde 848,39 TL fazla ödeme gözüktüğü, davacı tarafça yemin teklif edilmesi üzerine davalı şirket temsilcisinin bazı seferlerin uzak mesafe olması nedeniyle 2.000 TL fazla ödeme yapmayı taahhüt ettiklerini ancak ödemedikleri yönünde yemin ettiği, davalının kabul ettiği fatura bedellerinin ödenmiş olduğu, davacı tarafça ibraz edilen sefer fişleri imza içermediğinden alacak miktarını ispat etmediği, davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davacının dava açmadan önce davalı aleyhine icra takibi yapmak suretiyle davalıyı temerrüde düşürmesi nedeniyle mahkemece takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu
./..
-2-
yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın HUMK'nın 438/7'nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrası (1) nolu bendindeki "dava tarihi olan 15.08.2011" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine "takip tarihi olan 25.07.2011" ibaresi eklenmek suretiyle kararın davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.