Taraflar arasında görülen davada verilen 26.03.2013 tarih ve 2012/317-2013/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının gizli ortağı olduğu ve daha sonra unvan değişikliği ile adını alan şirketin %51 hissesinin devri için müvekkilince davalıya ve şirkete işletme sermayesi olarak 1.000.000,00 Euro ödendiğini, davalının yurt dışına çıkmak üzere iken taahhüdü ihlalden tutuklandığını, davalının ısrarı üzerine cezaevinden çıkabilmesi için alacaklıya 75.000,00 TL nakit verip 215.000,00 TL'lik borca da icra kefili olduğunu, ayrıca icra taahhüdünde bulunduğunu, yine alacaklı firmanın davalıdan olan şikayetten vazgeçmeyeceklerini bildirmesi ve şart koşması üzerine 335.000,00 TL tutarındaki bonoların imzalandığını, ancak bunun üzerine alacaklı şikayetten vazgeçince davalının serbest kaldığını, ödenen, kefaleti altına girilen, taahhüt edilen borçların ödenmesi davalıdan istenince olumsuz cevap alındığını, davalının bu borcun ödenmesi karşılığında müvekkilinin %51 hissesinin devrini şart koşması üzerine hisselerin devredilmek zorunda kalındığını, bunun üzerine icra kefaletinden kurtulunduğunu ve 335.000,00 TL'lik senetlerin de iade edildiğini, ancak şirketteki hisselerin kaybedildiğini, müvekkilinden hisseleri bedelsiz alan bu hisseleri davalıya devrettiğini ileri sürerek şirketin davalı adına kayıtlı %51 hissesinin iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumetinyöneltilebileceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının hisseleri devralmasından sonra şirket paralarını kendine ve akrabalarına aktardığını, iddia edilen hiç bir ödemenin yapılmadığını, davacının kefil olmuşsa da bu kefaletten dolayı ödenen bir paranın bulunmadığını, hisselerin rıza ile devredildiğini, hiç bir ödeme yapmayıp zarara uğramadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hisse devir sözleşmeleri ile, davacının, şirket ortakları hisse devraldığı, söz konusu devrin ticaret siciline kaydedildiği, davacının şirketteki hissesinin tamamını devrederek ortaklıktan ayrıldığı, bu kişinin de şirkete yeni ortak olarak katılan davalıya devrettiği, davacının hissesini
.../...
-2-
davalıdan devralmadığı gibi davalıya da devretmediği, aradaki hisse devirleri de dikkate alındığında, davalı hissesi ile davacı hissesi arasında bir ilgi bulunmadığı, bu nedenle davacının, davalıya ait hisselerin kaydının iptali ile kendisi adına tesciline karar verilmesini talep edemeyeceği, davacının, iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.