Taraflar arasında görülen davada verilen 28/03/2013 tarih ve 2010/854-2013/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; şirket genel kurul toplantısını yapmakla görevlendirilmek üzere kayyım olarak atandığını, kayyım tarafından şirket genel kurulunun toplantıya çağrıldığını ve paydaşlara tebliğ edildiğini, davalı şirketin büyük paydaşı ölümü ile sahip olduğu 86 adet hissenin terekeye intikal ettiğini, terekenin paylaştırılması davası devam ederken henüz paylaşma yapılmadığı halde terekeye dahil muris paylarını pay defterinde mirasçılar adına üstelik TTK'nın 400. maddenin hilafına buçuklu olarak tescil edildiğini ve dava konusu genel kurulun bu pay defterini esas alarak kayyım tarafından toplandığını ileri sürerek, kayyım tarafından toplanan 31/08/2010 tarihli olağan genel kurulun yoklukta malül olduğunun tespitine, olmadığı taktirde, yasaya ve usulü aykırı toplanan bu genel kurulda alınan kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyete aykırı kararın iptaline, davalı şirkete TTK 435/2 maddesi uyarınca tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; şirketin tüm organlarının tam olduğunu, kayyım atanmasına gerek olmadığını, davacının usulüne uygun davetiyeye rağmen genel kurula katılmadığını ve tutanağa itirazlarını geçirmediğini, bu nedenle dava açma hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 31/08/2010 tarihli olağanüstü genel kurul kayyım tarafından toplanmış ise de, davalı şirketin 86 payı ann adına kayıtlı olup, annenin ölümü ile bu payın davacı ve kardeşleri olan diğer hissedarlara kaldığı, mirasçılar arasında paylaşma gerçekleşmediğinden bu pay üzerinde elbirliği mülkiyeti olduğu ve tasarruf edilmesinin tüm ortakların ittifakı ile mümkün olduğu, hisse senedinin bir oy hakkı verdiği ve hisse senedinin şirkete karşı bölünemeyeceği, birden fazla pay sahibinin olması durumunda bu kişilerin haklarını müşterek bir mümessil vasıtasıyla kullanabilecekleri, ayrıca olağan toplantı nisabı esas sermayenin 1/4'ne sahip pay sahipleri, karar nisabı ise oy çokluğu olması gerekirken hissesi olup
.
elbirliği mülkiyetine tabi pay adedinin 86 olduğu ve şirket hisselerinin %86'sını oluşturduğu ve bu paya ait oy hakkının mirasçılar tarafından tayin edilen temsilci aracılığı ile kullanılmadığının sabit olduğu gerekçesiyle 31/08/2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yasanın aradığı nisaba uygun olarak alınmadığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 31/08/2010 tarihli olağan genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, şirket zorunlu organlarını oluşturmak üzere şirkete kayyum atanmasına, kayyum için takdir edilen aylık 3.000,00 TL ücretin şirket tarafından ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 180,65 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy