Taraflar arasında görülen davance verilen 18/04/2013 tarih ve 2010/192-2013/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin istenildiği an geri alınabileceği ve yüksek oranda kar verileceği vaadi ile davalıyla ortaklık ilişkisi içerisine girdiğini, davalı holdingin yurt dışında kendi hisse senetlerinin temsilcileri aracılığıyla alınıp satılabileceği bir pazar kurduğunu ve müvekkilinin davalı taraf temsilcisiniğe aykırı vaatleri üzerine davalı şirketlere 94.000 yatırım yaptığını, taleplerinin davalı şirketin hisse senedinin geri alınması ve bir anonim şirketin kendi hisselerini alıp alamayacağı hususuna ilişkin olmayıp, yapılan hukuki işlemin mahiyetinin araştırılması ve bu kapsamda işlemin iptal edilmesine ilişkin olduğunu, davrı aykırı olarak para topladıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla alacaklarının şimdilik 5.000 Euro'luk kısmının fiili ödeme günündeki kur üzerinden ve ödeme gününden itibaren en yüksek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 08.04.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 71.472,17 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini beyan etmiştir.International sessiz ortak olduğunu ve bu şirkete para verdiğini, davacı ile davalılar arasında ticari ya da hukuki ilişki bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı yabancı şirkete 94.000 vererek 07.12.1998 tarihinde sessiz ortak olduğu, 04.02.1999 tarihinde davacının fesih ihbarında bulunduğu ve ortaklığın 04.02.2004 tarihinde sona ereceğinin belirtildiği ancak, ortak olunanderek kapanması sonucu davacının parasını alamadığı, bu şirketin tek imza yetkilisinin davalı .. olduğu, davalı gerçek kişinin nde yapılan yargılamasında yurt dışında hukuka uygun ancak paravan olarak kurduğu şirketlerin hiçbir ticari faaliyette bulunmadığı, amacının yurt dışındaki vatandaşlardan toplanan paraların amanaşımı nedeni ile ortadan kalktığı, bu hususun porlarında da ayrıntılı olarak belirtildiği, dava dışı şirketinin tek ortağı ve imza yetkilisinin davalı gerçek kişi
.../...
-2-
olduğu, bu şirketin iflas etmeden önce 1998 yılı sonu itibariyle davalı şirkete ortak olarak girdiği, 1998 yılı içinde satın aldığı Jetpa Holding hissesinin %15'ini davacının para yatırdığı diğer dava dbu suretle şirketler arasında organik bağın bulunduğu, tüzel kişiliği kendisini oluşturan kişilerden ayrı ve bağımsız olmasına rağmen hukukun yasakladığı bir sonucu elde etmek veya getirilmiş bir yükümlülükten kurtulmak amacı ile tüzel kişiliğin bağımsız yapısının arkasına saklanıldığı hallerde TMK'nın 2. maddesinin uygulanacağı, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının ve tüzel kişi perdesi arkasına gizlenerek yasanın dolanılması hallerinde "perdenin aralanması" ilkesinin uygulanması gerektiği, davalılar ile yurt dışında kurulan şirketler arasında güçlü hukuki ve fiili organik bir bağ bulunduğu, buna göre davalıların husumet itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ıslah dilekçesi de göz önünde bulundurularak 71.472,17 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalıların zamanaşımına yönelik savunmalarının Medeni Kanun'un 2. maddesi hükümleriyle bağdaşmayacak olmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Zira;
Davacı taraf yurt dışında kurulu bulunana yatırdığını ve bu paralarınavalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin.. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı def'inin haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir. () Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age,s. 482 vd.). Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan büyük nerinin küçük harflerle yazıldığı "başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı ... olduğu da çekişmesizdir), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 24 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı
.../...
-3-
paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan Memet ... olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da erilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK’nın 187/2’inci maddesi uyarınca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan Memet ...'ün diğer davalı ... vasıtasıylaçok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması yatırımcılarına önemli ölçüde kâr verece..'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 24 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerektiğinden davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,688,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy