Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.06.2013 tarih ve 2013/14-2013/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu hisse senetlerinden 8 tertip 5905-5944 seri nolu 40 adet, 40.000 TL nominal değerli hisse senedinin dava dışı. aracılığıyla .'nin aynen saklama hesabında bulunduğu sırada 2000/21404 esas sayılı dosyasından İİK 89. maddesine dayalı olarak haczedildiğini, haczin kaldırılmasından sonra tarafından 3 ayrı icra dosyasından haczedildiğini, yine. tarafından. tarafından tarafından icra dosyasından hacizler konulduğunu, müvekkili tarafından açılan istihkak davasının derdest olduğunu, senetlerinde kuponlarla yeni hisse senedi alma hakkı tanındığı ancak hacizli hisse senetlerinin kuponları kullanılamadığından hacizli hisse senetlerine tekabül eden hisse senetlerinin borsadan alınmak durumunda kalındığını, müvekkilinin toplam 36.848,32 TL zararının doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 36.848,32 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı aaliyetine devam ettiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, . hesabında bulunması nedeniyle haciz konulduğunu, davacının zararını ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, banka alacağının tahsili amacıyla. nezdinde bulunan hisse senetlerine BK'nın 89. maddesi hükmü uyarınca haciz konulduğunu yazısında hisse senetlerinin olduğunun açıkça belirtilmesi üzerine haczin uygulandığını, müvekkilinin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı müvekkilinin alacağı nedeniyle yaptığı takip sonucu
.../...
-2-
haczin konulduğunu, müvekkilinin hise senetlerinin davacıya ait olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, istihkak davalarının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı davada taraf ehliyetinin bulunmadığını savunarak hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiş ise de davanın davacı şirkete isse senetlerinden dava konusu olan 40 adet hisse senedinin aynen saklama hesabında bulunduğu sırada davalılarca hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle konulan haksız ihtiyati hacizlerden dolayı hacizler fek edilinceye kadar geçen dönem içinde kullanılamaması nedeni ile uğranılan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça dava konusu hisse senetlerine ilişkin olarak açılan istihkaka ilişkin dava dosyalarında davalı taraf bulunduğunun kesinleşmiş yargı kararları ile sabit olduğu, yine yazılan yazıya verilen 02.06.2005 tarihli cevabi yazıda dava konusu hisse senetleri üzerine konulan hacizler ve tarihleri bildirilmiş olup, tarafından 30.10.2001 ve 03.04.2002 tarihlerinde dava konusu hisse senetleri üzerine hacizler konulmuş olduğunun bildirildiği .dolayısıyla husumet itirazının yerinde görülmediği, bozma ilamı ile daha önce davalılar hakkında verilen karar kesinleşmiş bulunduğu gerekçesi ile bu davalılar ile ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne, 36.848,32 TL'nin 27.00 TL'sine 09.05.2002, 6.500 TL'sine 29.01.2003, 3.348,32 TL'sine de 27.01.2004 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy