MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/04/2013 tarih ve 2010/817-2013/33 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/10/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin acentesi olan müvekkilinin gerçekte borcu yok iken davalının acentelik sözleşmesini feshedeceğine ilişkin yaptığı baskı sonucu 06.04.2010 tarihinde protokol yapıldığını, bu protokole göre gerçekte müvekkilinin borçlu olmadığı halde 600.801,25 TL borçlu gösterilerek müvekkilinden bono ve çekler alındığını, gerçek borç miktarının müvekkili tarafından ödendiği halde davalının elinde bulunan bonoları müvekkiline teslim etmediğini, oysa bonolara konu protokolün davalının acentelik sözleşmesini feshedeceği tehdidi ile müvekkili tarafından imzalandığını, 06.04.2010 tarihli protokolün gerçek borç durumunu göstermediğini, davalının elinde bulunan 19 adet bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığını ileri sürerek, davalıya 591.735,79 TL borçlu bulunulmadığının tespitine, davalının elinde bulunan bonoların müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin acentesi olan davacının tahsil ettiği primleri müvekkiline ödememesi nedeniyle borcunun biriktiğini, tarafların bir araya gelerek 06.04.2010 tarihli borcun tasfiyesine ilişkin protokol imzaladıklarını, 06.04.2010 tarihi itibari ile davacı acentenin 600.801,25 TL borçlu olduğunun kabul edildiğini, davacının protokole göre ilk iki taksiti ödeyip diğerlerini ödemediğini, protokole göre kalan taksitlerin muaccel hale geldiğini, acentelik sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilerek alacağın takibe konulduğunu, baskı ve tehdidin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu bulunan davacının sadece borcu olduğu için acentelik sözleşmesinin feshedileceği tehdidi ile davaya konu protokolü imzalamasının ikrah olarak kabul edilemeyeceği, protokolün imzalanmasından önce de davacının borcu olmadığı konusunda hakkını araması ve dava açmasının mümkün olduğu, bunu yapmayan davacının anılan protokolde açıkça davalıya prim borcu olduğunu kabul ettiği ve ödeme planı yaptığı, davalı kayıtlarında davacının prim borcunun mevcut olduğu, dolayısı ile davacı tarafından ikrah iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy