Taraflar arasında görülen davad verilen 22/02/2013 tarih ve 2012/30-2013/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 1984 yılında işçi olarak bulunduğu kesin dönüş yaparak yurda döndüklerini, 1984 yılında şirketinden emekli olduklarını, yurda dönüşlerinde davalı bankanın 12.06.1984 tarihli yazılı sürekli talimat vererek adlarına gelen bütün mevduatların aynı bankanınadlarına açılmış hesaplarına havale edilmesini istediklerini, davalı banka 26.11.1984 tarihinde müvekkillerine yazılı ihbarda bulunarak adlarına yatan davacı ... için 25.081ihtiyarlık sigorta primi ve diğer davacı ... için 15.326 ihtiyarlık sigorta priminin hesaplarına iletilmek üzere havale edildiği bildirildiğini, müvekkilerin yıllar sonra bu belgelere ulaştığını ve başvurarak paralarının iadesini istediklerini, ancak olumsuz cevap verildiğini, davalı banka tarafından yasal yükümlülükler yerine getirilmeden mevduatlarının fona devredildiğini düşündüklerini, davalı bankanın kötüniyetli olarak hiçbir işlem yapmadan mevduatı fona devrettiği kanaatinde olduklarını, müvekkillerine bugüne kadar hiçbir uyarı ve tebligat yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik müvekkili çiolmak üzere toplam döviz mevduatlarının 1984 yılından itibaren işlemiş faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesabın son hareket tarihi 1984 yılı olduğu iddia edildiğine göre davanın zamanaşımına uğradığını yetkili olduğunu, davacıların hesapları bugün itibariyle aktif olmayıp yıllar önce kapatıldığını, bankanın bilgi ve belge saklama yükümlülüğünün 10 yıl olduğunu, bu süre dolduğundan davacılar ait bir araştırma yapılamadığını ve herhangi bir kayda rastlanmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yurda kesin dönüş yaptıklarındatalimat vererek adlarına gelen bütün mevduatın açılan hesaba havale edildiği tartışma konusu olmadığı, taraflar arasındaki tartışma konusu, bankanın davacılara paranın geldiğini haberdar edip etmedikleri noktasında toplandığı, davalı banka gelen talimatlar gereği bildirimde bulunması gerektiği, bildirimde bulunduğu hususunda herhangi bir belge ibraz edilmediği, bu bakımdan da zamanaşımı söz konusu bulunmadığı, o halde anılan miktarın bankaya gönderildiği ve ödeme de yapılmadığına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, gerekçesi ile davanın kabulüne, her bir davacı için 2.556,45n 26/11/1984 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi gereğince faiz uygulanarak fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 334,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy