MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.01.2013 tarih ve 2012/257-2013/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 5/11/1995 düzenlenme tarihli 30/6/1996 vade tarihli 17.850,00-USD bedelli, 5/11/1995 düzenlenme tarihli, 30/06/1996 vade tarihli 6.750,00 USD bedelli ve 05/11/1995 düzenlenme tarihli, 30/6/1996 vade tarihli 8.440,00-USD bedelli 3 adet bononun İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün 1997/7124 sayılı icra dosyasında takibe konulduğunu, dosyanın daha sonra yenilenerek 2010/16288 E.numarası aldığını, davalının bonoların zamanaşımına uğradığından bahisle İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1836 Esas, 2012/146 Karar sayılı dosyası ile takibin taliki için dava açtığını ve mahkemece takibin talikine karar verildiğini, ancak bononun zamanaşımına uğradığına dair hüküm ile birlikte davalı borçlunun sebepsiz olarak zenginleştiğini, bu nedenle bonoların toplam bedeli olan 33.040,00 USD'nin 30/6/1996 vade tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından müvekkilinin sebepsiz zenginleştiğini iddia ettiği senetlerin her üçünün de vade tarihi olan 30/6/1996 tarihinin borcun doğumu olarak kabul edilse dahi alacağın muacceliyetinin üzerinden yaklaşık 16 yıl geçtiğini ve genel zamanaşımı süresinin de dolduğunu bildirerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacı alacaklının İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin icranın geri bırakılmasına ilişkin kararının kesinleşmesinden sonra sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak işbu davayı açtığı, davaya dayanak olan senetlerin zamanaşımına uğradığı, İcra Hukuk Mahkemesi’nce de zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakıldığı, BK’nın 82. maddesi uyarınca hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle söz konusu hakkın zamanaşımına uğrayacağı, senetlerin her üçünün de vade tarihinin 1996 olduğu ve bu tarih itibariyle davalı yararına zenginleşmenin gerçekleştiği; ancak davacı alacaklının zenginleşmenin gerçekleştiği ve geri isteme hakkının doğduğu 30/06/1996 tarihinden itibaren 2 yıllık süre ve zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren de 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde işbu davaya açmadığı,davalı tarafın süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri; kararı temyiz etmişlerdir.
1- Mahkemece, Mülga 6762 sayılı TTK’nın 644 maddesine dayanılarak açılan iş bu davada; 6098 sayılı BK’nın 82. maddesinde düzenlenen zamanaşımı sürelerine göre değerlendirme yapılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de,gerek dava konusu bonoların vade ve düzenleme tarihleri gerekse dava tarihi itibariyle 6098 sayılı BK’nın 82. maddesinin uygulanmasının söz konusu olmaması dikkate alınmamış, 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesine dayalı açılan davada zamanaşımı süresinin 818 sayılı BK’nın 66. maddesinde düzenlenen 1 yıllık süre olduğu ve dava konusu bonoların 30/06/1996 vade tarihinden sonra davacının zamanaşımı süresi içinde icra takip dosyasında yaptığı ve zamanaşımı süresini kesen en son takip işleminin tarihi olan 07/03/2000 tarihi ile icra takibini yenileme tarihi olan 05/07/2010 tarihi arasında bonolar zamanaşımına uğramış olduğu, işbu davanın da bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, bu durumda dava değeri üzerinden mümeyyiz davalı yararına nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının 3. bendinin 2. satırındaki “1.320,00 TL ” ibarelesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, çıkarılan bu ibare yerine “6.955,72 TL nispi” ibarelerinin eklenmesine, kararın HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy