(6100 S. K. m. 26, 326)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2011/188-2012/307 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.5.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya makine kırılması poliçesiyle sigortalı müvekkiline ait eskavatörün üzerine taş parçaları düşmesi sonucu hasarlanmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 8.000 TL'nin, ıslah dilekçesiyle toplam 57.879,00 TL'nin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçede heyelan ve toprak çökmesi için teminat verilmediğinden davaya konu hasarın teminat dışında olduğunu, davacının talebinin fahiş olduğunu savunarak, ıslahla artırılan miktarın zamanaşımı ve davanın da esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerektiği, meydana gelen olayın iş makinelerinin çalışmaları sırasında kopan kayanın sigortalı makinenin üzerine düşerek hasar vermiş olduğu ve hasarın poliçe teminatı kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, makine kırılma poliçesine dayalı tazminat istemine dair olup, davacı vekilince dava dilekçesinde davaya konu edilen tazminatın açıkça reeskont faiziyle birlikte tahsili talep edildiği halde mülga 1086 Sayılı H.U.M.K.nın 74. ve 6100 Sayılı H.M.K.nın 26. maddesine aykırı ve talepten fazla olacak şekilde mahkemece avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, yargılama giderlerinden tarafların nasıl sorumlu tutulacakları mülga 1086 Sayılı H.U.M.K.nın 417/1 ve 6100 Sayılı H.M.K.nın 326. madde hükümlerinde belirlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta yargılama sonunda sonuçta davacının kısmen haklı çıkmış olması karşısında mahkemece yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırılması gerekirken yasal dayanağı dahi gösterilmeyen gerekçeye dayalı olarak ıslah isteminden sonra masraf yapılmaması sebebiyle yapılan tüm masrafların davalıdan tahsiline karar verilmesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulmasına, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy