Taraflar arasında görülen davada verilen 11.04.2013 tarih ve 2012/400-2013/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 15/11/2002 vadeli 700.000.000, 20/11/2002 vadeli 750.000.000 15/12/2002 vadeli 850.000.000 miktarındaki senetler nedeniyle alacaklı olduğunu, senetlerin gününde ödenmediğinden protesto olduğunu, müvekkilinin, vekili aracılığıylasayılı dosyayla takip başlatıldığını, yapılan icra takibinin borca itiraz nedeniyle durduğunu, davalının borcunu ödemediği ve bugüne kadar da ödemekten imtina ettiğini ileri sürerek, 2.300,00 TL alacağın senet ödeme tarihlerinden başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ... tarafından imzalanan 21/10/2002 tarihli "...' a olan borcuma karşılık (9) dokuz adet,toplam 9,5 milyar lira borç senedini 21/10/2002 de ...'a verdim. Bonoları gününde ödeyeceğim" beyanını içeren belgedeki imzanın eli ürünü olup olmadığı hususunda kanalıyla davalıya " için duruşma gün ve saatinde geçerli bir özrünüz olmaksızın gelmediğiniz veya tertip olunan soruları cevaplandırmadığınız takdirde ekte gönderilen belgedeki imzanın eliniz ürünü olduğunu ve içeriğinin doğruluğunu ikrar etmiş sayılacağınız ihtar ve tebliğ olunur" şerhini içeren isticvap davetiyesinin TK'nın 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği halde davalının duruşmalara katılmadığı ve bu yönde herhangi bir beyan sunmadığı, davalının dava konusu alacak nedeniyle davacıya borçlu olduğu, borcun ödendiğinin ispat külfetinin davalıya ait olduğu ve davalının da borcu ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
.../...
-2-
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak davacı, 21/10/2002 tarihli belgeye dayanarak alacak iddiasında bulunmuş olup, davadan önce davalı aleyhine icra takibi yaptığından, takip tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi kararın davacı yararına bozmayı gerektirse de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin (2). bent dışında kalan sair itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı paragrafında yer alan "dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine " ibaresinin karardan çıkartılıp yerine "27/09/2001 takip tarihinden itibaren" ibaresinin, yazılarak kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 132,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy