Taraflar arasında görülen davada verilen 19.03.2013 tarih ve 2011/207-2013/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin sayılı ” marka başvurusundaki "" ibaresinin taşıdığı belirgin vurgusunun müvekkili şirketin tanınmış "" ve markaları ile iltibaslı olduğunu, davalı başvurusuna itirazlarının aksız bir şekilde reddedildiğini, ileri sürerek kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıkararının usul ve yasaya uygun olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasının tanındığını, tanınan marka ön planda tutularak bazı eklemeler yapılmak sureti ile orjinal bir formda dava konusu marka başvurusunu oluşturduklarını, markalarındaki ibaresinin bir çubuk anlamına geldiğini, biskrem markasındaki ilk hece ile benzer şekilde oluşturularak aynı kökenden türeyen seri marka imajı yaratıldığını, ibaresinin çubuk şeklinde üretilen ürün için ayırtedicilikten uzak olduğunu, davacının itiraza mesnet diğer markasının ise "olduğu ve bu kelimenin Türkçe'de bir karşılığının bulunmadığını, taraf markalarının benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirket başvurusu ibarelerinden oluştuğu, davalı başvurusunda yer alan " ibaresinin davacı markalarında aynen yer almadığı, bu kelimenin 'bir stik/bir çubuk' anlamına gönderme içeren fantazi, üretilmiş bir kelime olup, işaretleri bütünü itibariyle benzer kılacak güçte olmadığı, ibaresinin tescil kapsamındaki gıda sektöründe yaygın olarak tanımlayıcı anlamda kullanıldığı ve ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, çubuklu türü olmayan ürünler için dahi ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, bu nedenle başvurudaki "ilavesinin başvuruyu davacı markalarından farklılaştırmaya yeterli olduğu; taraf başvuru ve markalarının 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı; davacının "" ibareli markasının KHK'nın 8/4 hükmü anlamında tanınmış olduğunda kuşku bulunmadığı, ancak davacı ürünlerinde "" markasının tek başına ve yoğun biçimde kullanılmadığı, hatta davacının bir kısım tanıtım ve reklamlarında " kelimesinin " anlamı ön plana çıkarılarak tanımlayıcı bir şekilde kullanıldığı; itiraz ya da hükümsüzlüğe mesnet "bareli davacı markalarının tanınmışlığından söz edilemeyeceği, davacının tanınmışlık iddiasının somut olayda sonuca etkisinin bulunmadığı, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı, her başvurunun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.