Taraflar arasında görülen davad bozmaya uyularak verilen 07/05/2013 tarih ve 2012/293-2013/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalıvekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen dosyalarda, müvekkilinin 17.12.1999 tarihind hesap açtırarak 10.000,00 USD para yatırdığını, mevduatının talimatı olmaksızın hiç bir bankacılık faaliyetinde bulunmayan, tabelası dahi olmayan, paravan olarak kurulmuş esabına aktarıldığını, böylece havale görünümlü mevduat topladığını, davalı bankanın kendisine duyulan güveni kötüye kullandığını, eylemin haksız fill niteliğinde olduğunu, paranın fiilen off shore bankasına gönderilmeyip davalıda kaldığını, hesap açma işleminin müvekkili adına vekaleten yapıldığını, dayanak vekaletnamede vekilin, sadece bankalar için hesap açması için vekil kılındığını, ileri sürerek 10.000,00 USD'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, off shore bankası ile müvekkilinin ayrı tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacı vekilinin isteği üzerine davacı adına hesap açıldığını, yine vekilin talimatı ile hesaptaki paranın off shore bankasına havale edildiğini, hesap cüzdanına yapılmış bir itirazın olmadığını, paranın müvekkilinde kalmadığını, daha fazla gelir elde etmek için parasını kıyı bankacılığına yatıran davacının risk altına girmeyi kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Fer'i müdahil vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının mevduatının, davalı bankanın şubesindene hesabına aktarılmasına rağmen bu paranın aslında fiilen Kıbrıs'a gönderilmediği, davalı .Ş'nin hakim ortakları tarafından kullanıldığı, güvenilen taraf durumundaki bankanın inançlı işlem nedeniyle görünüşte havale yaptıran mevduat sahibine karşı sanki mevduatı kabul etmiş gibi sorumlu tutulması gerektiği, bir bankaya başvurarak parasını bir başka bankaya havale ettirerek orada değerlendirmek isteyen müşteri ile banka arasında bir aracılık ilişkisinin kurulacağı, aracılık hizmetlerinin temelinde de vekalet akdinin yattığı, BK 309. maddesi uyarınca vekalet sözleşmesinde vekilin görevini özenle yapmak ve müvekkilinin menfaatlerini sadakatle korumakla görevli olacağı, güven kurumu olan bankanın bu durumu bilerek yönlendirdiği, uyuşmazlık konusu olayın havale görünümlü mevduat toplama niteliği arz ettiği gerekçesiyle off shore bankasına karşı açılan dosyada önceden tesis edilen hüküm kesinleşmiş olmakla, bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın ve birleşen 2011/301 esas sayılı dosyasındaki davaların kabulü ile 10.000,00 USD'nin 17.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince işleyecek değişen oranlardaki yıllık USD faizi ile birlikte davalı ahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı. vekili, fer'i müdahil vekili ve feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekili, fer'i müdahekili ve fer'i müdahvekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davavekili ve fer'i müdah vekilinin bütün temyiz İtirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden fer'i müdahil ...den alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 670,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy