Taraflar arasında görülen davada verilen 18/06/2013 tarih ve 2012/691-2013/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı bankanınmüvekkillerinin, banka çalışanlarınca yanıltılıp paralarının hesaplarına havale edildiğini, davalı bankanın hakim ortağı yöneticilerinin, mudileri bu şekilde dolandırmak suçundan cezalandırıldığını, alacaklarının aciz belgesine bağlandığını ileri sürerek, asıl davada 06/05/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile (6.573,00) TL maddi tazminatın, birleşen davada da (10.000) TL manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
.../...
-2-
Mahkemece, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama neticesinde; kurucuları olan kişiler olması soruşturma raporunda da bu hususun belirlenmiş olması, yöneticiler hakkında açılan ceza davasında "banka şubeleri kullanılmak suretiyle mudilerin dolandırıldıkları" şeklinde tespite yer verilmesi, aradaki bu organik bağ nedeniyle davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan BK'nın 53. maddesi çerçevesinde 41, 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca davalı n hukuki sorumluluğunun ve taraf sıfatının bulunduğu gerekçesiyle, husumet itirazının reddine, davacının zararını tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacak bulunması ve olayda uzamış ceza zamanaşımının uygulanacak olması nedeniyle dava tarihinde henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine, davacıların nezdinde 12.10.1999 tarihinde 5.500,00 TL tutarında vadeli hesap açtırdıkları, 23.11.2009 vade sonunda 6.031,61 TL olan hesap bakiyesinden 31,61 TL'sini çektikleri, kalan 6.000,00 TL'yi 04.01.2000 tarihine kadar vadeli hesaba yatırdıkları, vadenin sonunda oluşan 6.573,04 TL'yi 16.02.2000 tarihine kadar temdit ettikleri, ancak davalı bankaya 22.09.1999 tarihinde tarafından el konulduğu ve davacıların paralarını alamadıkları, davacıların belli bir amaçla hareket ettikleri, daha yüksek faiz için güvencesini gözardı ettikleri ve bu şekilde hatalı davrandıkları, manevi tazminat isteme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın reddine, asıl davanın kabulü ile 6.573,00 TL'nin 04/01/2000 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davada davalvekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada davalı tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, birleşen davada davalıbütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 336,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davalı alınmasına, temyiz eden harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 27/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy